8 Mayıs 2012 Salı

Üniter yapıya ilk darbe Kürtçe ile iniyor!

7 Mayıs 2012


AKP, CHP, MHP ve BDP’den oluşan Anayasa Komisyonu PKK’nın “dil” isteğini tartışacak.

Yeni anayasanın yazım sürecini başlatan AKP, komisyonu eliyle Kürtçeyi resmi dil yapmaya hazırlanıyor. Başbakan Erdoğan, son olarak PKK’lı Cemil Bayık’ın dile getirdiği isteğe “Hiçbir zaman tek dil demedik” diyerek yeşil ışık yaktı.

Kürtçeyi “resmi dil” yapma çabası, muhalefeti rahatsız etti. MHP’li Atila Kaya, “Dil üzerinden devletin kuruluş esaslarını aşındırmak istiyorlar” derken, CHP’li Ümit Özgümüş, “Kasıt 2 resmi dilse bölünmenin başlangıcı olur” diye konuştu.

Üniter yapıya “çift dil”le yıkıcı darbe!

Kürtçeyi resmi dil yapmaya hazırlanan AKP’ye muhalefetten sert tepki geldi. MHP’li Atila Kaya, “Dil üzerinden devletin kuruluş esaslarını aşındırmak istiyorlar” dedi.


Haber : Ceyhun Bozkurt

AKP, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in başkanlığında yürütülen yeni anayasa çalışmalarında, üniter yapıya ilk yıkıcı darbeyi “Kürtçe’yi resmi dil yaparak” vuracak. Başbakan Tayyip Erdoğan, son olarak PKK’lı Cemil Bayık’ın dile getirdiği isteğe “Hiçbir zaman tek dil demedik” diyerek yeşil ışık yaktı. Terör örgütünün Kandil’deki iki numaralı adamı Bayık, PKK’nın şehir yapılanması KCK’nın sözde “Hukuk Komitesi”nin kararlarını açıklarken, dil ile ilgili şu ifadelere yer verdi. “Resmi dil Türkçe olabilir, ancak bu ifade tek başına yetmemekte, eksik kalmaktadır. Daha da ötesi düzenleme mantığı başta Kürtçe olmak üzere diğer dillerin inkârını amaçlamaktadır. Bu ibareye, ’Kamusal alanda Türkçe ve Kürtçe iki resmi dil geçerlidir’biçiminde bir ek yapılmalıdır.”

“Tek dil değil tek din!”
Başbakan Erdoğan da, Adana’daki İl Kongresi’nde, terör örgütü ve uzantılarının, “tek dil” dediğinden bahsettiğini ancak kendisinin hiçbir zaman “tek dil” ifadesini hiçbir yerde kullanmadığını söyledi. Erdoğan, partisinin kırmızı çizgilerini açıklarken, şu ifadeleri kullandı: “Ben o zaman 4 tane kırmızı çizgimizin olduğunu söyledim. 3 tane de yine, ayrıca detay olarak üzerinde çalıştığımız ilkelerimizden bahsettim. Neydi o 4 temel çizgi. Birincisi ’tek millet’dedik. Çünkü biz ayrışmaya karşıyız, bölücülüğe ve bölünmeye karşıyız. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla, Boşnakıyla, Arnavutuyla biz biriz, beraberiz. Bizde ayrımcılık yok. İkincisi, ’Tek bayrak’dedik. Tek bayrak ve bizim bu bayrağımıza laf söyletmeyiz. Üçüncüsü, tek dindir. Dil değil, din, din. Bunu söyledik.”

“Ne idüğü belirsiz kavram”
AKP’nin Kürtçeyi “resmi dil” yapma çabası, muhalefeti rahatsız etti. MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya, “Bunların hedefleri, Türklük tanımını değiştirmek” dedi. Kaya şunları söyledi: “Uzun zamandır bu yöndeki görüşlerini dile getiriyorlar. Başbakan’ın diğer konularda da samimi olduğunu düşünmüyorum. Zaman zaman konjonktür gereği ihtiyaç duyduğu zaman tek devlet, tek millet gibi söylemlere başvuruyor ama gerçekten de tek dil konusunda bir ısrarı olmadı. En son 4+4+4 eğitim sistemiyle, belli dilleri seçmeli ders olarak okutma yoluna gidecekler. Burada iki temel konu var. Birincisi Anayasa’daki Türk vatandaşlığını tanımlayan bölümü çıkarmak ve yerine Türkiyelilik dedikleri ne idüğü belirsiz bir kavram getirmek. İkincisi de dil üzerinden devletin kuruluş esaslarını aşındırmanın, değiştirmenin yollarını arıyorlar.”

Ülkeyi bölünmeye götürür
CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş, “Başbakan’ın konuşmalarında neyi kastettiği önemli. Eğer ’tek dil demedim’sözünden kastı Türkiye’de iki resmi ana dil olur ise, zaten şu anda döşenen Türkiye’den ayrılma taşlarının bir parçası, önemli bir dönemecidir, ayrılmanın başlangıcıdır” dedi. Özgümüş şöyle devam etti: “Bu uygulama Türkiye’yi bölünmeye, yabancılaşmaya götürür. Ulusal yapı açısından dil çok önemlidir. Ayrıca bunun uygulanması da mümkün değildir. Ezberciliktir, kolaycılıktır. Çünkü Güneydoğu’daki bir okulda okuyan öğrencilerin tamamı Kürt değil. Orada yaşayan farklı etnik yapılardan insanlar da var. Diyelim ki Başbakan’ın kastettiği ana dilde eğitimi Güneydoğu’da uygularsanız, Güneydoğu’da olduğu kadar batı illerinde de Kürt kökenli vatandaş var, çocuk var. Onlara nasıl uygulayacaksınız? Birincisi bu mantık doğru değil, ikincisi de Türkiye gibi etnik yapıya göre nüfusun yerleşmediği, iç içe geçtiği ülkelerde uygulaması mümkün değil.”

Birleştirici değil, ayrıştırıcı bir kültür ortaya çıkar
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dil konusundaki açıklamalarına bir tepki de CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın’dan geldi. Günaydın şunları söyledi: “Dünyanın birçok ülkesinde birden fazla dil konuşuluyor. Ülkede konuşulan dil sayısı ile resmi birbirlerinden farklı kavramlardır. İnsanlar kendi ana dilleri çerçevesinde günlük yaşantılarını sürdürebilirler, kültürel olarak onu yaşatmak için her türlü çaba içerisinde olabilirler, ana dilde öğrenim de söz konusu olabilir. Ancak ana dilde eğitim eğer söz konusu olmaya başlarsa bu ülke için birleştirici bir görev olmaktan çıkar, ayrıştırıcı bir rol oynamaya doğru dönüşür.

Adımlar dikkatli atılsın
Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçe olmaya devam edecektir, eğitim Türkçe olarak yapılmaya devam edecektir. Ancak onun dışında insanların ana dili olarak kullandıkları, öğrendikleri diller de yaşamaya, kullanılmaya devam edeceklerdir. Bu iki kavramı birbirinden ayırırsak, hem teorik hem pratik olarak bir tutarlılık içerisinde ve ülkenin geleceği için de doğru adımlar atarak yolumuza devam edebiliriz. Altını çizerek söylüyorum: İnsanların ana dillerini kullanma, ana dilde öğrenim görme hakları vardır. Ama ben ana dilde eğitim yapacağım, resmi dili farklılaştıracağım derseniz, o zaman bu memleketin farklı bölgelerinde, birbirinden farklı gelecekler için çalışan, uğraşan topluluklar doğurur. Bu memlekette uzlaştırıcı, bir araya getirici bir kültürün yerleşmesi yerine, birbirinden uzaklaştırıcı, ayrıştırıcı bir kültürün kendiliğinden doğmasına neden olur. Bu nedenle herkesin adımını dikkatli atması, günlük siyasi çıkarları düşünmeden bu adımların atılması son derece önemlidir.

Osmanlı böyle çöktü
“Osmanlı’nın son döneminde, birbirinden hiç anlamayan, kültürleri, yapıları çok farklı olan insanlar aynı coğrafyayı paylaşıyordu” diyen CHP’li Günaydın, şunları söyledi: “Birisi Fransız kültürüyle okuyordu, birisi Türkiye’nin siyasal sistemine göre yetişiyordu, öbürü dinsel yapıda yetişiyordu. Bu durum, ülke için ortak ideali paylaşan bir yapı oluşturmaktan, o coğrafyayı, o ülkeyi, o imparatorluğu uzaklaştırmıştı. Dil meselesi de öyledir.


KAYNAK: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=67104



0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code