22 Nisan 2012 Pazar

Eski Dostlar Düşman Olunca (Emrullah-Akif Dalaşı)

MİT üst düzeyinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması ile başlayıp, Başbakan'ın "sırdaşıma dokundurtmam" zırhıyla şimdilik son bulan iktidar içi kadro savaşı, hükümet yanlısı gazete yazarları arasında bütün hızıyla sürüyor.
Mehmet Baransu, Emrullah Uslu ve Ahmet Altan'ın yazdıklarına bakılırsa, Taraf gazetesi üzerinde ağır bir MİT baskısı var. Takip ve taciz ediliyorlar; tehdit ediliyorlar, tutuklanma ve gazetelerinin kapatılması korkusuyla yaşıyorlar...

Bütün cafcaflı jargonlara ve meydan okumalara rağmen bu olanları basın tarihine bir "direniş destanı" olarak geçirmekte müşkülleri var çünkü, mesele bir iktidar-özgür basın kavgası olmayıp, yabancı istihbarat örgütleri tarafından kullanılıp kullanılıp atılanların kendi içindeki postu deldirmeme savaşı...
"Ergenekon" ve "Balyoz" davalarına önemli dayanaklar sunmuş, işi sahte delillerin bavul taşıyıcılığına kadar götürmüş olan Taraf gazetesi, son Emniyet-MİT ayrışmasında, biraz da aniden ve hasbelkader Emniyet'in yanına düştü. Oysa uyanık olanlar ve gidişatı görenler anında MİT'in (Tayyip Erdoğan'ın) etekleri altına girerek bu kaypak zemindeki varlıklarını şimdilik korumuşlardı.
İstihbarat örgütleriyle üniversite yıllarından itibaren içli dışlı olan, aileden gelen bu hobisini yıllar içinde uluslararası düzeylere taşıma başarısı gösteren Yasemin Çongar'ın iki aydır köşesini yazmadığına bakılırsa, Taraf gazetesi içinde de ayrışmalar var. Wikileaks belgeleri ve Stratford yazışmalarının hangi dengeler üzerinden kamuoyuna yansıtılacağından sorumlu olanYasemin Çongar'ın bir süredir gazetesi ile sorunlar yaşadığı biliniyor.
Dört yıl önce "vazifeyle" İstanbul'a gelip son çatlaklardan sonra anayurdu Washington'a geri dönmesi beklenen Yasemin Çongar'ı sürpriz bir isim himayesine aldı:
Abdullah Gül..
Gül, Hollanda'ya giderken Yasemin Çongar'ı da beraberinde götürdü. Çongar, Hollanda Kraliçesi'nden şövalye nişanı alırken, tecrübeli bir "nişan taşıyıcı" olarak Abdullah Gül'e refakat etti.
Aslında Gül'ün, Tayyip Erdoğan'la arayı bozan herkesi yakından takip eden kişiliği bilindiğine göre, Yasemin Çongar'ı himayesine alan isimden "Sürpriz isim" olarak bahsetmek gereksiz olsa gerek...
Gelinen nokta itibarıyla, Emniyet'in yanında saf tutan Taraf gazetesi biraz yalnız kalmış görünüyor. Yaptığı tetikçilik boyunu aştığı için de kendisini "baskıcı iktidarın gadrine uğramış onurlu gazete"olarak da pazarlayamıyor.
İşin kötüsü, MİT-Erdoğan cephesine yaranmak isteyen kim varsa, bu amacına Taraf gazetesine karşı saf tutarak ulaşmaya çalışıyor.
Ve Taraf giderek "vur abalıya" konumuna sürükleniyor...
"Beter olsunlar" demeden önce şunu hatırlamamız gerekiyor:
Taraf gazetesi aslında safını MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılmasından çok önce seçmişti. Çatlak, wikileaks belgelerinin sızmasıyla başladı. Bu sızıntıda Tayyip Erdoğan aleyhine çok çarpıcı belgelerin olduğunu gören Taraf'çılar, gidişatı ABD'nin Tayyip Erdoğan'ı "gözden çıkarmaya başlaması" olarak okudular. Hem "gazetecilik", hem de siyasi gelecek adına ön almaya giriştiler.
Ancak, Wikileaks ile başlayıp MİT-Emniyet çatlağıyla devam eden süreçte, Tayyip Erdoğan cephesinin, ABD tarafından "gözden çıkarılma" doğru olsa bile çabuk pes etmeyip Erdoğan'ı bu sefer de "ABD'ye kafa tutan adam" olarak meydanlara sürecekleri anlaşılıyor..
Kavganın bu boyuta gelmemesi umulmakta, onun içindir ki Suriye konusunda bütün tarihi gerçekler ve halkın hissiyatı bir yana bırakılarak kraldan çok kralcı davranılmaktadır..
Kraldan çok kralcılık, bu iktidarı destekleyen bütün soyların ve bütün boyların temel karakteri olarak yükselmeye devam etmektedir. Tayyip Erdoğan Suriye konusunda kraldan çok kralcı davranırken, basına yerleştirdiği tebâsı da Taraf gazetesi konusunda kraldan çok kralcıdır..
Emrullah Uslu-Akif Beki kavgasında bu karakterin bütün izlerini görebiliriz.
Takip etmeyenler için özetleyecek olursak:
Halen ABD'de yaşayan polis-gazeteci Emrullah Uslu, Tayyip Erdoğan'ın kendisine bir köşe yazarı vasıtasıyla,Emrullah Türkiye'ye gelmesin, başına geleklerden sorumlu olmayız" mesajını ilettiğini, etrafında bir cadı kazanı kaynatıldığını ve Türkiye'ye gelmesi halinde MİT tarafından tutuklatılacağını yazdı.
Emrullah'ın yazdıklarına göre sadece kendisi değil, ailesi de ağır bir baskı ile karşı karşıya bulunuyordu..
Ve Uslu'nun isim vermeden bahsettiği "köşe yazarı", Başbakanlık sözcülüğü görevini Radikal gazetesinde gayrı resmi olarak sürdüren Akif Beki çıktı.
Beki, Uslu'ya ağır bir cevap yazdı. Şimdiye kadar ortaya attığı bütün iftiralar muteber bulunan Uslu'nun ne "polisliği" kaldı, ne "utanmazlığı", ne de provakatörlüğü..
Ağız dalaşı büyümekte...
Bugünkü yazısında da Uslu'ya yüklenen Beki, hedefi Taraf gazetesinin bütününe doğru genişleterek,"Kampanya yatağı mübarek. Çok ucuzladı; adımı yaz, Taraf'a gönder, anında iftira olarak çıksın" dedi.
"Hani belge, nerede kanıt, kim tanık diye sorulsa '...ama kimse de aksini söylemedi' de, geç git." sözleriyle de sürdürdü salvolarını...
Şimdi..
Akif Beki ve Taraf'a çatıyormuş gibi yaparak Tayyip Erdoğanîn uçağında numaralı koltuk sahibi olmaya gayret edenlere sormak gerekiyor:
Türk Ordusu'nu ve yüzlerce yurtseveri bataklığe çeken "Ergenekon", "Balyoz", "Islak imza" vs. davalarında Taraf gazetesinin yayınları önemli bir işlev gördü. Bu gazete şimdiye kadar savcılar ve polislerle işbirliği halinde çalıştı, operasyonların alt yapısı birlikte oluşturuldu.
O zaman sizler bu yayınlardan "gazetecilik başarısı" olarak söz ediyor, "Savcıların elinde kanıt olmasa bu insanlar tutuklanmazdı" şeklinde tuzu kuru açıklamalar yapıyordunuz..
Taraf neden o zaman "iftiracı" değil de şimdi oldu?
Sorunun cevabını izleyip göreceğiz.
İbretle...



0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code