29 Şubat 2012 Çarşamba

Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın 16 yıl önceki kehaneti!



29 Şubat 2012

Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın emriyle hazırlanan "Batı Harekât Konsepti" başlıklı Genelkurmay belgesi tarihsel önemini bugün de koruyor. Belgedeki bazı saptamalar günümüzde çok daha fazla geçerli, özetliyoruz. Ara başlıkları biz koyduk.

" (...)  İrticai kesim; amaçlarına ulaşmada en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni görmektedir. Bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma girişimlerini büyük bir gizlilik içerisinde inatla sürdürmektedir... Nihai amacına ulaşmadaki en büyük engeli oluşturan Atatürkçü ve Laik Türk Silahlı Kuvvetlerini kendi amaçlarına hizmet eder hale getirmeyi düşlemektedir..."

'ATATÜRK DÜŞMANI NESİL YETİŞTİRMEK'

" (...) İrticai kesim, gençliğe verdiği önem çerçevesinde yoğun bir şekilde eğitim ve öğretim kurumları açmakta açtığı birçok özel okul vasıtasıyla Atatürk düşmanı binlerce gencin yetişmesini sağlamaktadır. Diğer taraftan camilerdeki imamlar vasıtasıyla din duyguları sömürülerek irticai bir toplumun süratle büyümesine ve halk desteğinin kazanılmasına büyük önem vermekte, dini eğitim veren kurumları vasıtasıyla tabana ulaşma ve var olanı genişletme avantajını kaybedeceği korkusu ile kesintisiz 8 yıllık temel eğitime karşı çıkmaktadır." 


ULUS BİLİNCİNE DÜŞMANLIK

" (...) İrticai kesim, bir devleti devlet yapan, ulusu birbirine kenetleyen ortak hasletlerden dil birliği, yurt birliği ve ülke birliği gibi temel değerleri "Din birliği" bazınca ele alıp işleyerek, Türk halkının bu müşterek değerlerini ortadan kaldırmayı ve Türkiye Cumhuriyeti devleti toprakları üzerinde bir ulus bilinciyle yaşayan halkımızı, bu hasletlerden koparıp ümmetçilik temelinde yapılandırma amaçlanmaktadır."
" (...) Sonuç olarak; Atatürk' ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir döneminde görülmeyen irticai bir tehdit ile karşı karşıya bulunmaktadır. Ülkenin içinde bulunduğu durum tehlikeli bir gidişin sinyallerini vermektedir. Ülkemiz sonu belli olmayan bir karanlığa doğru hızla yol almaktadır."

EĞER BÖYLE GİDERSE 

"Mevcut seçim yasası ve eğitim sisteminin devam etmesi halinde; 2000 yılı Milletvekili Genel Seçimlerinde, milli görüşçü partilerin din eğitimli seçmenin etkisiyle toplam oyların yüzde 34'ü ile tek başına iktidara gelerek ülkede dine dayalı devlet düzeni kurabilecek her türlü değişikliği yapabilecekleri, 2005 yılı Milletvekili Genel Seçimlerinde ise yaklaşık 6 milyon 500 bin ilave din eğitimli seçmenin etkisiyle toplam oyların yüzde 67' sini alarak her konuda mutlak çoğunluğu elde edebilecekleri değerlendirilmektedir."

"MİLLİ İRADE" ALDATMACASI

" (...) Cumhuriyetimizin niteliklerinden en önemlisi olan laiklik karşıtı görüşler, milli iradenin üstünlüğü aldatmacası altında topluma özümsetilmeye çalışılmaktadır. Şeriat propagandası ve din örgütlenmesine demokrasi ve özgürlük adına gösterilen hoşgörü sonucu, bugün şeriat yandaşları Anayasa'nın laiklik ilkesinin bile tartışabileceği bir ortamı hazırlama çabasındadırlar." 
" (...) Demokrasinin nimetlerinden istifade ederek iktidar olduklarında aynı yöntemle iktidardan uzaklaştırabileceklerini ummak ise gaflettir. Toplumu baskı altında tutacak, kendi görüşleri dışındaki fikirlerin gelişmesini her türlü zorbalıkla engelleyebilecek militan güçleri şu an için bile vardır."

HEDEFLERİNDE TSK VAR

" (...) Gerici çevrelerin emellerine ulaşması ancak Silahlı Kuvvetlerin etkisiz hale getirilmesi ile mümkün görülmektedir. Bu eylemin iki türlü yapabileceği değerlendirilmektedir. Bunlardan birincisi; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içerisine sızılması surettiyle pasifize edilmesi: ikincisi ise; tam iktidara gelindiğinde yasal düzenlemelerle silahlı kuvvetlerin yetkilerinin kısıtlanmasıdır."
" (...) Tamamiyle irticai örgüt ve partilerin lehine, laik ve demokratik cumhuriyet taraftarlarının aleyhine gelişen bu şartlar ve ortamda sürtale değişiklik sağlanmadığı takdirde 2000 yılında meşru yoldan iktidarı ele geçireceki ve yanlarına aldıkları halk desteğiyle de cumhuriyetin temel niteliklerinde istedikleri şekilde değişiklik yapacakları, eğer bugünden ciddi ve köklü tedbirler alınmaz ise, önümüzdeki bir kaç yıl içinde mücadele etme ve önlem alma imkanının bile kalmayacağı değerlendirilmektedir."

SİYASAL İKTİDAR MESELESİ 

" (...) 1946 yılından itibaren çok partili demokrasiye geçiş ile birlikte din yeniden siyasete alet edilmeye başlanmış ve bugünün çağdaş Türkiye' sinde ihmal edilmeyecek bir konuma gelmiştir."
" (...) Yaşanan sorunun özünde irticanın devletin bir kısım unsurlarının göz yumması ile mesafe kat etmesi bulunmaktadır. Sorun bir yanıyla bir siyasal iktidar meselesidir. Bu nedenle soruna halkın sahip çıkması ve geniş cephe oluşturması gerekmektedir."




ulusalkanal.com.tr


0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code