29 Aralık 2011 Perşembe

Önder Aytaç ve Orhan Özdemir'in Tasfiyesi Ne Anlama Geliyor?



Meyyal UYGUR


Özdemir ve Aytaç’ın “tasfiyesi”nde, Genelkurmay Başkanlığı’nın ısrar, talep veya rolü olmuş mudur?

Öyleyse iktidar, bugüne kadar Genelkurmay’ı iplemezken, neden harekete geçmiştir? 

Her neyse ne, ama şu açık, Orhan Özdemir meselesi Orhan Özdemir’den, Önder Aytaç meselesi de Önder Aytaç’tan ibaret değil!..

AKP iktidarının kendi adamlarını “yolsuzluk” iddiası ya da İmralı’daki katilin asılmasını istediği için harcayabileceğine inanan var mıdır?

Çankaya’daki Gül’ün tavassutuyla Kayseri’den Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne gelen Orhan Özdemir ile iktidarın “haşarı Taraf”ı Önder Aytaç’tan söz ediyorum. Birincisi,“ihaleye fesat karıştırmaktan” hapis-hastanede (Ama dikkat buyurun, kimse çıkıp da Gata-kulli demiyor)… Diğeri susturuldu!.. İkisinin, iktidarın adamı olma dışında başka bir ortak özelliği daha var. Mülkiye Müfettişlerinin, BBP'nin merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünde “kamuoyunu yanıltıcı bilgi verdiği” için Özdemir hakkında soruşturma açılmasına ilişkin talebi aylardır İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın masasında bekliyordu. Ancak Atalay, Mülkiye Müfettişlerinin dosyasına değil, Önder Aytaç’ın yazılarına itibar etti ve Özdemir’in ipi çekildi!...

Bu Emniyet Teşkilatına çok yakın olan Aytaç’ın ilk icraatı da değildi. Özdemir’den önce bazı Emniyet Genel Müdür Yardımcıları ile il Emniyet Müdürlerinin tasfiyesini de yine o tetiklemişti. Tasfiye edilenlerin ortak özelliği ise Fethullah Gülen cemaati değil, Milli Görüş’e yakın isimler olmalarıydı. Tıpkı Orhan Özdemir gibi!..


Bu küçük nottan sonra Orhan Özdemir’i mercek altına alalım: 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a “suikast” iddiasında işbaşındaydı. Kozmik oda baskınları ve hakimi takip eden sebze-meyve taşıyan araçlara suç üstünde de galiba onun polisleri görev yaptı. Yanlış hatırlamıyorsam, en tepki çeken icraatı ise“soruşturmanın gizliliğini” ihlal edip, Arınç’a “suikast” teşebbüsü hakkında enine, boyuna brifing vermesiydi!..

TSK’nın mühimmat sevkiyatı yapan araçlarına Ankara girişinde yapılan baskın emri de Özdemir patentliydi!..

“Ergenekon” kapsamındaki son icraatı ise eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay’la ilgili oldu. Arama ve gözaltı işlemlerini İstanbul’dan gelen ekibin yapmasına izin vermedi. O işleri Ankara polisine yaptırdı. Birilerin bundan rahatsız olduğu muhakkak da kimlerdir, nedendir bilemeyiz elbette!.. 

Önder Aytaç’a geçmeden önce iki kareye daha bakalım: 

Taraf’ın patroniçesi Yasemin Çongar hiç beklenmedik bir anda ABD’nin en büyük radyo kanalına, “Balyoz darbe planı” belgelerinin yayınlanması için “Başbakan ve devlet istihbaratının başı tarafından teşvik edildikleri” itirafında bulundu. 

Çongar’ın bu itirafını, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, “Balyoz planları polis tarafından servis edildi” iddiası izledi!.. Bunun ardından, Türkiye’yi yerinden oynatan bu davada son tutuklu sanıklar da serbest kaldı. 

Ve tam bu karelerin ortasına, Emniyet-Ergenekon-Cemaat-Taraf dörtgeninin en etkili ismi Önder Aytaç’ın “susturulması” düştü!.. 

Bir tv programında, “Öcalan asılsın” dediği için susturulduğu söyleniyor. Duy da inanma!.. 

Eğer bu bir gerekçe olsa, Aytaç’tan önce, Mümtaz’er Türköne’nin işine son verilmesi gerekmez miydi? Daha düne kadar Öcalan’ın bir “paşa” gibi, Bodrum’a gönderilmesini savunacak, sonra hidayete erip, “Öcalan da, terör örgütü de bu saatten sonra sadece susturulmalı. Bırakın muhatap alınmayı, Öcalan’ın etkisizleştirilmesinin zamanı gelmedi mi? Öcalan artık enterne edilmeli”diyecek… Ama cemaatin gazetesinde yazmaya devam edecek? Aytaç’la Türköne, Taraf’la Zaman arasındaki bu “önemli” fark ne ola ki?!.. 

Aytaç’ın, “Öcalan asılsın” sözü yüzünden susturulması üzerinden bir “halk kahramanı” yaratma çabalarını, ”Ailesini İngiltere’ye yolladığı” sözleriyle“mağduriyetini” ifade etmesini ( 1-1.5 yıldır eşinden ayrı yaşadığını Ankara’da bilenler biliyor) ve kendisinin değil, babasının F. Gülen’ci olduğunu anlatmasını geçip, yukarıdaki fotoğrafı okumaya çalışalım:

Balyoz darbe planının, “Emniyet’ten, Taraf’a servisi” kesinleştiğine göre (İçişleri Bakanı Atalay, ‘Her teşkilatta yanlış yapanlar olur’ diyerek, Başbuğ’un iddiasını doğrulamadı mı?), bu servisi yapanlar da muhakkak ki tespit edilmiştir. Özdemir veya Aytaç bu tespitlerin bir yerinde var mıdır? 

Özdemir ve Aytaç’ın “tasfiyesi”nde, Genelkurmay Başkanlığı’nın ısrar, talep veya rolü olmuş mudur?

Öyleyse iktidar, bugüne kadar Genelkurmay’ı iplemezken, neden harekete geçmiştir?

“Ergenekon” ihalesini birilerine fatura ederek, kurtulma çabaları mıdır?

Anayasa referandumuyla başlayan AKP-Saadet ittifakında (Belki ileride Erdoğan’ın görevini, Numan Kurtulmuş’a devretme planlarında), özellikle Emniyet’teki operasyonlarda Milli Görüş’ün “gönlünü kıranlara” haddini bildirme mi, yoksa hepsi birden midir?

Her neyse ne, ama şu açık, Orhan Özdemir meselesi Orhan Özdemir’den, Önder Aytaç meselesi de Önder Aytaç’tan ibaret değil!.. Ve dahi “Tarzan” çok zorda ki, hem TSK’ya, hem Milli Görüş’e “selam” çakıyor!..

Hele bir de Bülent Abi’nin “selamları” yok mu?!..

Önce İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırıda, İsrail’e “hak vererek”, Erdoğan’ı morartan Fethullah Gülen’e, “Hocafendi her zaman olduğu gibi doğruyu söylüyor” selamını çaktı…

Sonra Toronto’da Erdoğan’ı morartan ABD Başkanı’na, “Obama’yı takdir ediyorum. Şahsiyet ve kimlik olarak Barack Hüseyin Obama’dan ümitliyim”selamı gönderdi…

Yetmedi, Erdoğan’ın, PKK’yla kavgaya tutuştuğu bir sırada, “Dağa çıkma gerekçeleri haklı” diyerek, PKK’ya el salladı…

İç ve dış siyasetin en önemli figürü haline gelip, iktidarın kendilerini oyaladığından yakınan Bartholomeos’u unutması mümkün mü? Onu da, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun Türkiye’de din adamı ihtiyacını giderecek bir okul olarak açılmasını, şahsen çok arzu ediyorum. Buna izin vermemiz gerekir” sözleriyle selamladı…

Bülent Abi’nin bu selamları, “Civan”ının Cumhurbaşkanlığı projesi sonrası Başbakanlığa hazırlık mı, yoksa “Civanın üstünün çizildiğine” ikna olup, “göreve hazırım” hatırlatması mıdır, yakında anlaşılır…

Ama şu kesin, “Civanım delikanlının” sadece “gözlerinin altı” değil, her yeri“morartılmış” durumda… Ve dahi iktidar içi iktidar savaşlarında, her kesim kurban kanı akıtmaya başladı!..









0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code