19 Ekim 2011 Çarşamba

MİT - PKK GÖRÜŞMESİNİ EL MUHABERAT SIZDIRDI

Ahmet Erhan Çelik 


18-Ekim-2011 / YENİTAN

İlk haberi Fransız Ajansı AFP geçti. Önce herkesin gördüğü duyduğu haberi okuyun...

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye muhalefetine mensup gruplardan oluşan Suriye Ulusal Konseyi (SUK) temsilcileriyle dün akşam Ankara’da görüştü. Bu görüşme Türkiye’nin resmen SUK’u tanıması anlamına geliyor. Türk Dışişleri yetkilileri görüşmenin detayları hakkında bilgi vermekten kaçındı. Suriyeli muhaliflerlerin Ankara ziyareti, Kahire'de düzenlenen Suriye'nin gündem maddesini oluşturduğu Arap Birliği toplantısının ertesinde gerçekleşti.

****

Davutoğlu’nun SUK’u resmen kabul etmesinde aslında şaşılacak bir durum yok. Çünkü Hükümet, “Esat yönetimine" ilişkin görüşlerini 3 – 4 haftadır açık biçimde dillendiriyor. Ama… Arka plan biraz karışık görünüyor. Karışıklığın sebebi teyidi zor iddia ve bilgilerle uğraşıyor olmamız. Türkiye’nin Suriye politikasını tam olarak kavrayabilmek için haftalardır bilgi kırıntılarıyla uğraşıyorum. Davutoğlu’nun resmi kabulünün ardından – kimisi içime sinmese de – elimdeki bilgi ve iddiaları yazma vakti de gelmiş görünüyor.

****

Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere sıcak ilgisi 9 - 10 ay öncesinden başlıyor. Henüz o sıralarda Hatay’a çadırkentler kurulmamış, Angeline Jolie Türkiye ziyaretini yapmamıştır. Hem Dışişleri hem de istihbarat birimleri Suriye’de ciddi karışıklıklar beklendiğine ilişkin sürekli raporlar vermektedir. Raporların gizlilik derecesi yüksek, muhatapları ise yalnızca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Raporların özelliği sadece gözlemlere ya da istihbari bilgilerine değil belli icraatlara ilişkin sonuç bölümlerini de içermesidir. Daha açık söylersem, Türkiye Suriye içinde gizli bazı operasyonlar yürütmektedir ve devletin zirvesi gün gün sonuçlardan haberdar edilmektedir.


****

Suriye operasyonlarını analiz edebilmek için belli başlı üç adım seçtim. Türkiye ilk somut adımı Antalya’da attı. Bazı muhalifler 31 Mayıs’ta Antalya'da bir araya getirildi. Bu tarihten beri iki sorunun yanıtını arıyorum. - Antalya toplantısını kim, nasıl organize etti? - Katılımcılar nasıl belirlendi? Antalya toplantısına katılanların hemen hepsi bugün Suriye Ulusal Konseyi bünyesinde yeralıyor. Öte yandan bugün SUK'ta faaliyet gösteren ama Antalya toplantısına katılmayan gruplar da var. Henüz tam olarak duruma vakıf olamamakla birlikte SUK’un oluşumunda, daha da önemlisi işleyişinde Türkiye’nin ciddi katkısı olduğu anlatılıyor. SUK’un ilanının Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapıldığını da hatırlatmam gerekir. Ve bu durum bugünün işi değildir. Tabir yerindeyse süreç ilmek ilmek örülüyor. Daha fazlası da var… Şimdi heyecanlı, heyecanlı olduğu kadar da tehlikeli mecraya geçiyoruz.

****

Antalya toplantısına günler kala – 6 Mayıs’ta – Suriye devlet televizyonu ilginç bir haber geçmişti. Haberde Türkiye sınırı yakınlarındaki Cisr el Şukur kasabasında 120 polisin "silahlı kişiler" tarafından öldürüldüğü, bazı yaralıların da Türkiye'ye götürüldüğünü iddia etti. Haberde polislerden 80 kadarının pusuya düşürüldüğü, diğerlerinin de takip eden çatışmada öldüğü söyleniyordu. Bağımsız kaynaklarca teyit edilmeyen bu haber, 4 ay içinde pek çok yeni olayın çağrıcısı oldu. İddialara göre Suriye polisini – askerini öldüren grupların arkasında Türkiye’de vardı. Türkiye'ye getirilen yaralıların; nasıl getirildiği, hangi yaralıların getirildiği, taşınacak yaralıların nasıl tepsit edildiğini, kaç yaralı olduğunu halen bilmiyoruz. Ama bildiğimiz, olay yerinde Türk istihbaratçıların bulunduğu ve duruma anında müdahil olabildiği. Her ne kadar öldürülen asker sayısının 120 olduğu kesinleştirilememekle birlikte Cisr el Şukur kasabasında ölümler yaşandığı bir gerçek. Suriye resmi makamları bile ölümlerin yaşandığı bu olayı böyle anlatmadı. Çünkü o küçük kasabada tam bir istihbaratçılar savaşı yaşandı. İstihbaratçı savaşı ordudan kaçan - kaçırılan Suriyelilerin Hatay’a geçişinde da devam etti. Sürecin her adımında Türk istihbaratçılar aktif rol oynadı. “Sürecin her adımı” tanımını bilerek kullanıyorum. Çünkü Antalya toplantısının organize eden de Türk istihbaratı oldu. Katılımcıların Türkiye’ye geçişi, korunması ve geldikleri yere döndürülmeleri de aynı şekilde Türkiye tarafından temin edildi.

****

Şaşırtıcı bir başka iddia daha var. Türkiye’nin karşı tavrını netleştirdiği süreçte Suriye’nin istihbarat servisi El Muhaberat ile Türk istihbaratçılar arasında çatışmaya varan temaslar yaşandı. Türk istihbaratının El Muhaberat ile ilişkileri özellikle Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması sonrasında sıcak ve olağan hale geldi. Örneğin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı 2007 yılında El Muhaberat'a "özel istihbarat eğitim kursu" verdi. Ankara'ya gelen El Muhaberatçılar, İstihbarat Akademisi'nde "takip-tarassut (izleme)" ve "teknik çalışmalar" eğitimi aldı. El Muhaberatla yakın ilişki hukuku Abdullah Öcalan'ın Suriye'den çıkarılmasını sağlayan Adana Mutabakatı kapsamında başlatılan "güvenlik işbirliği" anlaşmasından doğdu. Ama Türkiye’nin yeni Suriye politikası işbirliği yerine karşı karşıya gelinmesine neden oldu. İki tarafta Adana Mutabakatı öncesindeki pozisyonuna, hem de daha sert biçimde geri döndü. Bu öylesine sert bir dönüş ki… MİT – PKK görüşmelerini internete sızdıran güç El Muhaberat oldu. En azından Türk istihbaratının ilk tespitinin bu yönde olduğu iddia ediliyor. PKK, her ne kadar “Biz sızdırmadık, vermedik” dese de, şimdi eski ahbaplar arasında verilen değil alınan ses kayıtlarından sözediliyor.



0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code