5 Ocak 2011 Çarşamba

Ahmet Kaya üzerinden Türk milletine sövmek

Devleti yönetenler de bu tiyatroya aktör oluyorlar ya!..

Pes yani!..


Önce işin alfabesinden başlayalım..

Ahmet Kaya, yurt dışına gittiğinde kimse ona “Ya sev ya terk et” falan bile dememişti.. PKK’nın parasının peşinden kapağı Avrupa’ya attı..
Parayı da kaptı..

Fransa’da, Almanya’da yaşıyordu.. Şikayetçiymiş!! Ne şikayeti?!

Hani Nasrettin Hoca hikayesi gibi.. Hoşafı kepçe ile götüren herif “ah öldüm” diye yakınırmış ya o hesap..

Tantanayı gören bilmez de Ahmet Kaya’yı faili meçhul kurbanı zanneder!.. Kalpten gitti..


Bu çalakalem gidenler eski halini bilmez..

Dal gibi kara kuru, yoksul, içine kapanık bir gençti. (Taksim’de Kürt İdris’in Reis Birahanesine takılırdı. Mekanın abisi Adanalı Selim tarafından himaye gören, sakin, yetenekli bir müzisyendi.) Sonra parayı bulunca gelişti semirdi, şişmanladı, sağlık sorunlarıyla da buluştu. (Yaş-kuru ötesini yazmıyorum ayıp olur.)

11 Aralık 2000’de “kırgın ve yorgun kalbi” durmuş… Çünkü, “Onu nefret söylemi öldürmüş!!” Bu yüzden çağrı yapıyorlar, “sesini yükselt” diyorlar..

Bu çağrı kime karşı yapılıyor!! “Sesini yükseltecek” olanlar kime karşı yükseltecek seslerini!..

Bunu anlamayacak, “arif olmayan” var mı!!?

Bu bir PKK söylemi-çağrısıdır arkadaş.. (Andığınız muhterem, kendisini PKK’ya adadığını, Apo’ya övgüler düzdüğünü saklamıyordu..)

Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’de devlet töreni ile, ardından methiye düzülüyor..

Organizasyonun bayraktarı Kültür Bakanı!.. (Kılıçdaroğlu niye gitmedi acaba, ne ayıp!!)
Bu manzaralara alıştık.. Bizi ölmüş insanın ardından laf ettiren Ahmet Kaya değil.. Ona artık söz söylemek, hiçbir faninin haddine olmamalı.. Gel gelelim tezgah başka.. Ölmüş insanın ardından sürdürülen kan davası, PKK meydan okuması.. Bu tezgaha öncülük eden devletlü kimlikler!..

Bu Ahmet Kaya olayı çok ilginçtir. Siyah beyaz noktaları çoktur.. Onunla ilgili anlatılan “çatal bıçak gecesi” sırasında, şimdi ardından ağıt yakanların nerede olduklarını da sorgulamak gerekir.. Dönem 28 Şubat dönemiydi, bu aslan parçaları, ya generallerden torpil arama peşindeydiler, ya da Ahmet Kaya’yı eleştiriyorlardı, vardı böyleleri..

Müteveffa Ahmet Kaya, bir ara büyük bir Mersedes kaçakçılığı işine karıştı.. Polis kendisini kaptı.. Soruşturmayı ünlü Polis Müdürü Salih Güngör yürütüyordu.. O sırada Mali Polis Müdürü olan Salih Güngör, çok önemli bir istihbarat uzmanıydı.. İhtisasını PKK terörü üzerinde yapmıştı…

Bir de baktık, Ahmet Kaya, o dönemin yasalarına göre ağır suç olan bu Mersedes kaçakçılığından yırttı..! Bir çok eleman ağır cezalarla hapsi boyladı ama Ahmet Kaya “sahalara” döndü!..

Salih Güngör’le de dostluğu tavan yaptı.. Dahası, Güngör onun can güvenliğini koruma altına alma gereği duydu.. Salih Güngör, yakın çevresine bu ilişkiyi “yararlanıyoruz kendisinden!!” diye açıklıyordu..

Bilen bilir, o dönem Salih Güngör ve bağlı ekipler, PKK bağlantılı bazı önemli mali bağlantıları çökertti…

Meraklısına hatırlatma.. Ahmet Kaya’ya kimse “Türkiye’yi terk et” demedi.. Kendisi gitti, Avrupa’daki Apo mitinglerine assolist oldu.. Paris’teki mezara, PKK sahnelerinden gitti..

Aradan on yıl geçmiş..

Hem yeni neslin aklı boş hem de Türkiye’den Türkleri tasfiye planı işletiliyor..

Ahmet Kaya’yı “diriltip” sahaya sürmenin anlamı derindir!.


Behiç Kılıç / İLK KURŞUN / 14 Aralık 2010

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code