4 Aralık 2010 Cumartesi

Medya’ya “alçak” taarruzunun sebebi hikmeti!

“Tayyip Erdoğan’ın İsviçre Bankalarında 8 ayrı hesabı var.”

Bu bir WikiLeaks iddiası ve kaynağı ABD sefirleridir !


Kız kardeşini öldürüp yeğenine para karşılığı fuhuş yaptıran Osman Yıldırım gibi birinin ya da uçuk haham Tuncay Güney’in hezeyanlarını haftalarca manşet yapan yandaş medyanın zerresini görmediği bu ilginç iddiayı sadece iki gazete açık ifadelerle manşetine taşımıştı!.

Hal bu iken Başbakan buna bile razı olmadı ve medyayı alçak olmakla itham etti!

Dahası, Ergenekon ve Silivri Cezaevini hatırlatarak korku salmaya
başladı!

Derken bu tehditler sonuç verdi ve dünkü gazeteler neredeyse tam sayfa Başbakan’a rezervasyon yaptı!


Trajikomik olan Tayyip Erdoğan hakkında WikiLeaks’de ortaya çıkan iddiaların zerresine yer vermeyen yandaş matbuatın ertesi gün sadece savunmaya yer vermesiydi!

Bu arada tesadüf olsa gerek aynı zaman diliminde bazı ilginç şeyler
oldu!

Birinci gün WikiLeaks’deki iddiaları gazeteci refleksi ile yansıtan NTV’de beklenmedik bir operasyon yapıldı!

Tarafsızlığı tescilli, donanımlı Murat Akgün’ün yerine, AKP muhabirliğini yapan ve AKP’lilerle içli-dışlı olan bir hanımefendi alel-acele Ankara’ya temsilci yapıldı.

Bunun gibi yine tesadüf olsa gerek, medyada kendilerini tarafsız diye satan pek çok isim anında tornistan yapıp Tayyip Bey’in avukatlığına soyundu!
Dahası, Başbakan’ın o salvoları sonrasında WikiLeaks iddiaları sanki AKP’ye operasyon yapılıyormuş görüntüsüne sokuldu!

Soruyorum; ABD’li sefirler aynı iddiaları Kılıçdaroğlu ya da Bahçeli için yapsaydı o yandaş medya, CHP ve MHP liderlerine; “İsviçre bankalarına müracaat et ve ispatla” türküsünü tutturmaz mıydı?

İşte Türkiye’deki tablo aynen budur!

Bu ülkede Tayyip Erdoğan için var olan uluslararası bir belgeyi gündeme getirmek bile artık riskin ötesindedir!

Hatırlayın benzer bir olayı Deniz Feneri davasında yaşamıştık!


Bir medya grubu sadece Deniz Feneri duruşmalarını haber yaptı diye hedef yapılıp milyarlarca dolar vergi cezası ile yüz yüze gelmedi mi?

Durum bu ise sorarım size böyle bir ülkeye demokrasi denilebilir mi?
En önemlisi böyle bir fiili durum karşısında bu ülkede özgür bir seçime gidilebilir mi?

Rahmi Koç’un “Tayyip Bey’in bir milyar doları var” ifadesini haber yaptı diye bir gazetecinin Silivri Cezaevinde olduğunu bizzat Başbakan’ın açıkladığı bir coğrafyada özgür seçim ve tercih yapılabilir mi?

Emin olun bugünün Türkiye’sindeki tablo, Saddam’ın Irak’ından çok daha dramatiktir zira yapılan türlü ceberutluklar demokrasi ambalajı ile
örtülüyor!

Literatüre Tayyiban demokrasisi diye geçecek olan bu yeni rejimin milenyumun yeni baskıcı modeli olarak tarih tarafından tescil göreceği de mutlaktır!


Sabahattin ÖNKİBAR / YENİÇAĞ GZT. / 4 Aralık 2010

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...hp?haber=15966

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code