10 Aralık 2010 Cuma

İmralı'yla Okyanus Ötesi görüştü

Öcalan'ın avukatları Gülen Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Gülerce ile görüştü.

Öcalan'ın avukatları Gülen Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Zaman yazarı Hüseyin Gülerce ile görüştü.

PKK ile Fettullah Gülen arasında ilginç bir diyalog kuruldu. Fetullah Gülen Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Zaman Yazarı Hüseyin Gülerce PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüştü.

Talep Öcalan'ın avukatlarından geldi. Mesaj ise İmralı'dan. Tabi İmralı ve Kürt halkına da okyanus ötesinden. Buluşma yeri ise Yalova.

Hüseyin Gülerce Yalova'da ikamet ediyor. Kendisiyle görüşmek isteyen PKK avukatlarını Yalova'ya çağırıyor. Gizli de görüşmüyorlar(!) 30-40 kişinin bulunduğu bir kafeteryayı mekan olarak kullanıyorlar.



Gülerce, peşin peşin ifade ediyor: "Ben Fetullah Gülen'in sağ kolu değilim. Bir organizasyonun adamı da değilim. Çünkü bu hareket bir organizasyon değil. Bir cemaat" diye olayı tasvir ediyor.

Arkasından avuktalarla muhabbet başlıyor. Kürt sorunu ile ilgili neler yapılabileceği konuşuluyor. Belliki Abdullah Öcalan islami kesim üzerinde ciddi ağırlığı olan Fetullah Gülen ile 'İslamcı Kürtleri'de kendi organizasyonu içine çekmek istiyor.
Gülen Cemaati ile yakınlaşıp Kürt İslamcılar'a mesaj gönderiyor.

Ve Gülerce , barış ve kardeşlik için ilk olarak atılacak adımın teröre ve şiddete son vermek olduğunu ifade ediyor. İşte Gülerce'nin somut olarak atılacak adımlar konusundaki şahsi fikirleri:

BDP ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ ZİYARET EDER Mİ?
(...)
-AK Parti iktidarı samimi gayretler gösteriyor. Bölgeye, şimdiye kadar yapılmamış hizmetler götürülüyor. Ama bu mesele, sadece siyasilere bırakılamaz. Onların gayretleri yanında, kardeşliğimizi artıracak jestler üzerinde de durmalıyız.

Çünkü hazırlanan, oynanan bütün oyunları ancak bizim kardeşliğimiz bozabilir. Ben böyle deyince, avukatlardan biri, "Mesela BDP heyeti, Çanakkale Şehitliği'ni ziyaret etse..." dedi. Ben de "Jestten kastettiğim, işte böyle bir şey."

ÖCALAN BDP'Yİ ÇOK İKAZ EDİYOR

Gülerce sözü BDP'ye getiriyor: Sonra BDP'nin Türkiye'nin partisi olması gerektiğini söyledim. Hemen söze girdiler ve "Müvekkilimiz bu konuda kendilerini çok ikaz ediyor; 'Türkiye'nin sorunları ile ilgilenmiyorsunuz' diyor." diye eklediler.

Gülerce cemaatin etkisini üstü kapalı şöyle dile gediriyor:

Ben ayrıca Doğu ve Güneydoğu'da hayırsever işadamlarının özellikle fakir Kürt çocukları için açtıkları okuma salonlarının, etüt merkezlerinin iç barış adına gönül köprüleri kurduklarını, bunun da kardeşliğimiz için en büyük jest olduğunu söyledim.

Bu minval üzerindeki şahsî bir görüşmenin başka taraflara çekilmemesi, yanlış anlamalara fırsat verilmemesi gerekiyor...

HÜSEYİN GÜLERCE'NİN YAZISI

Geçtiğimiz pazar günü Abdullah Öcalan'ın avukatları ile Yalova'da bir görüşmemiz oldu. Daha önce Ali Bulaç'tan duymuştum. İki yıldan beri Öcalan'ın avukatları pek çok yazarla görüşüyorlarmış. Bulaç'la da iki defa görüşmüşler. Benimle görüşme taleplerini iletince, Yalova'da oturduğumu söyledim, randevulaştık. Bir alışveriş merkezinde kahvaltı eden yüzden fazla insanın arasında konuştuk.

Televizyon programlarında, gazete röportajlarında da en başta, "Gülen cemaati" olarak adlandırılan Gönüllüler Hareketi'nin bir sözcüsü olmadığımın altını çiziyorum. Çünkü bu hareket, bir cemaat, organizasyon değil. Bir sözcüsü, temsilcisi yok. Muhterem Gülen'in de, kimsenin sözcülüğüne ihtiyacı yok. Fikirlerini, görüşlerini internet sitesinden, Mehtap TV ve Samanyolu televizyonlarındaki sohbetleriyle açıklıyor, anlatıyor. Dolayısıyla Öcalan'ın avukatlarıyla Zaman Gazetesi yazarı olarak görüştüm.

Salı akşamı, Mehtap TV'deki Düşünce Günlüğü programımızda, bu görüşme ile ilgili geniş bir açıklamada bulundum. Dün de PKK'ya yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı'nda bu görüşme yer aldı. Haberde bizim görüşmemizin aktarılmasından sonra, Öcalan'ın değerlendirmesi, "Gülen Hareketi'ne önemli roller düşüyor" başlığı ile verilmiş. Dolayısıyla sanki kendisine bir mesaj iletilmiş, o da bu mesaja cevap vermiş gibi yanlış anlamalara neden olabilecek bir algı doğabilir. Belirtmek istediğim şudur:

Görüşmemizde, ben Sayın Cumhurbaşkanımızın, aylardır, Türkiye'nin en önemli meselesinin "Kürt sorunu" olduğunun altını çizdiğini hatırlatarak, bu meselenin ülkemiz ve geleceğimiz için çözülmesinin şart olduğunu belirttim. İki hususu da çok önemli bulduğumu ifade ettim: Samimiyet ve üslup... Açıkladım:

PKK'nın İmralı'da, Avrupa'da, dağda temsilcileri, sözcüleri var. Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen ülkeler var. İçeride silah, insan, uyuşturucu ticaretinden rant elde edenler var. Karmakarışık bir durum söz konusu. Samimiyet onun için çok önemli. Türklerin ve Kürtlerin vicdanı devreye girmezse, çözüm giderek zorlaşır.

Üslup konusu da çok hayati. Efelenme, dayatma gibi tavırların rahatsız edici psikolojik bir engel teşkil ettiği bilinmelidir. Çözüm için makul insanların devreye girdiği sırada, bir BDP sözcüsü, bir çuval inciri berbat edecek laflar ediveriyor.

Sonra ilave ettim: Aslolan milletimizin kardeşliğidir. Bin yıldan beri bir arada yaşıyoruz. Kavga etmemizi gerektiren hiçbir sebep yok. Fakat yine de meselenin hissi tarafını bir tarafa koyup akıl ve mantık planında bir çözüm bulmalıyız. Bu çözüm de belli. Demokratik zemin. Yapılacak da belli; demokratikleşme... Hukukun üstünlüğü, eşit vatandaşlık, fikir ve ifade hürriyeti, din ve ibadet özgürlüğü temelinde, birbirimize saygılı olma... Çözümü parlamentoda arama


Taraf / 09.12.2010 11:13:00


İNTERNETAJANS

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code