2 Aralık 2010 Perşembe

Haydarpaşa Tamam, Sıra Selimiye'de

Haydarpaşa yangını , belediyenin beceriksizlikleri ile tarihi bir yapının iç acıtan görüntüleri eşliğinde medyaya yansıdı. Bu yangınla ilgili olasılıkları daha iyi anlamak için 2005 yılından bu yana yayınladığımız ve bölge ile ilgili küresel planları ele alan aşağıdaki yazıları tekrar okumanızı tavsiye ediyoruz. Eğer bu yangın sıradan bir yangın olmanın ötesinde anlamlar taşıyorsa, Selimiye Kışlasına daha fazla dikkat etmek gerekiyor. "Selimiye Rixos" projesi yıllardır raflarda. O kışlayı vermeye cesaret edecek bir Genelkurmay Başkanı henüz çıkmadı. İkna için "İstanbul merkezli darba planları" servis edildi, havan mermisi bile atıldı. Haydarpaşa yangını tarzı bir yangın ikna sürecini hızlandırabilir. Aman dikkat!

Açık İstihbarat'ın Haydarpaşa-Selimiye ekseni ile 2005 yılından bu yana yayınladığı yazılardan bir seçme :


"Port of London"dan "Port of Haydarpaşa" 'ya İKONİK TERÖR


(Küresel Baronların TEK DÜNYA Projesi için TEK ULAŞIM AĞI)

Behiç Gürcihan



"Önümüz Tufanmış ne gam; Nuh'un Gemisidir Vatan"



9/11 olarak İKONLAŞTIRILAN TERÖR 'ün en çarpıcı iki hedefinin de temel özelliği;

-kendi özel polis gücüne sahip olacak kadar idari bağımsızlık taşıyan

-kendi özel idareleri tarafından yönetilen

-dünyanın en büyük limanlarına ve ulaşım sinir noktalarına ev sahipliği yapan

-dünyanın finans merkezlerini bünyelerinde barındıran

-kendi özel gelir kaynaklarına sahip


ŞEHİR İÇİNDE ŞEHİR özelliği taşıyan merkezleri vurmasıydı.


Küresel TERÖR BARONLARININ; köpeklerin hakimiyet alanlarını belirleyen ağaçları işaretlemesi gibi, dünya haritası üzerinde TERÖRÜ kullanarak hakimiyet alanı yarattıklarını izliyoruz. İKONİK TERÖR işte bu noktada devreye giriyor.

TERÖR'ü bahane ederek KÜRESEL GÜVENLİK masalını anlatmaya başlayanlar; bu bahane ile sadece kendi limanlarında değil, bizim limanlarımızda da güvenliği kontrolleri altına alacak idari ve teknik yapıları kurmaya başlıyorlar.

Küresel baronların TEK DÜNYA hayalinin temel unsurlarından biri olan TEK ULAŞIM AĞI üzerinden her türlü trafiğin (silah/uyuşturucu/v.s) kontrol edilmesi için GÜVENLİK ve TERÖR ideal bir bahane oluşturmaktadır.


İkisinin de kendine özel bir polis kuvveti mevcut...

İkiside özel bir yönetim tarafından; içinde bulundukları şehirden farklı bir idari yapı olarak yönetiliyorlar...

İkisi de sözkonusu şehir bünyesinde finans merkezi konumundalar...

İkisinin de...

kontrol ettikleri ulaşım alanlarından kaynaklanan devasa gelir kaynakları mevcut

İkisi de;

Dünyanın en büyük limanlarını bünyelerinde barındırıyorlar...

İkisinin tarihinde de;

İngiltere ve Hollanda kraliyet damgası izleri mevcut...

ve en önemlisi ikisi de;
9/11 olarak ikonlaştırılan "TERÖR" saldırılarına maruz kaldılar.

(TERÖR'ü; Filistinli çocuğun üzerine sünnetlik elbise, İngiliz çocuğun üzerine kanlı gömlek olarak giydiren propaganda anlamı ile kullanmadığımı belirtmeme gerek yok umarım)

Nerelerden mi sözediyoruz...


"Port Authority of NewYork" merkezli New York Cityve

"Port of London Authority " merkezli "City of London"
Bir tanesinin 11 Eylül'ü;

Port Authority of New York'un sahibi olduğu

kompleksin (yıkılan bina sayısı iki kule ile sınırlı değil)

yerle bir olmasına sebep olurken;

binalar bünyelerindeki çok derin arşivlerle birlikte tarih oldu.

"İngiltere'nin 11 Eylül"ü olarak adlandırılan saldırıda ise;

City of London'un sınırlarında dört bomba patlatıldı.

ve bu saldırı sonrasında eylemi üstlenen grubun yayınladığı metin;

İsrail ordusunun, Güney Lübnan'ı bombalamadan önce sivil merkezlere yaptığı radyo duyurularındaki son cümle ile bitiyordu :


He who warns is excused


(Önceden uyaran affedilir/bağışlanır/eylemlerinden sorumlu değildir)

Fransız istihbaratının bombalamalarda kullanılan patlayıcı maddelerin askeri malzeme olduğunu açıklamasını bu tezi güçlendiren bir done olarak sunmayacağım.

Neticede ortada henüz olgunlaşmış bir tez yok.

Hep beraber;

7 Temmuzda gerçekleşen İkonik Terör'ü anatomi masasına yatırmış,

"El-Kaide" masalının ötesini görmeye çalışıyoruz.

İkonik Terör

ile neyi kastettiğimi de açıklamam gerekiyor bu noktada.

Dünyada;

perde arkasındaki güçlerin birbirleri ile savaşı kızıştıkça;

TERÖR sadece TERÖRİZE etmek amacına değil;

aynı zamanda belli merkezlerin diğerlerini UYARMA/SİNYAL YOLLAMA maksadına hizmet etmektedir.

Bazı küresel vakanüvist eblehlerin;

istihbarat örgütlerinin gerekirse kendi topraklarında, hedeflerine hizmet eden, terörist eylemler gerçekleştirdiğini bilmezden gelmelerine bakmayın siz.

Onlar sonuçta eve ekmek getirme derdindeler ve her köpek gibi, sahiplerine karşı nasıl davranacaklarını çok iyi biliyorlar.

TERÖR'ün propaganda/terörize etme maksadından uzaklaşıp;

bir tür küresel odaklar arası RESTLEŞME/HABERLEŞME
mekanizmasına dönüştüğü günümüzde;

KÜRESEL TERÖR BARONLARI,
tarihsel tezlerini ve hakimiyet alanlarını,
köpeklerin hakimiyet alanlarını işaretlemesi gibi,
TERÖRLE işaretlemeye başladılar.

İKONİK TERÖR işte bu noktada devreye giriyor.

Terör'ü gerçekleştirirken ortaya sadece insan canı ve kanı değil;

aynı zamanda tezinize ve mesajınıza dair sembolleri dağıtıyorsunuz.

O yüzden;


"King's Cross"'tan (Cross'u İngilizce'de kavşak, haç, çarpışma olarak farklı anlamlarda kullanabilirsiniz.)

(Londra tarihinde Kralların savaştığı alanda ve İngiltere'de Katoliklere daha fazla özgürlük tanınmasını öngören "Catholic Emancipation" tartışmasının en yoğun yaşandığı dönemde Kral olan 4. George zamanında inşa edilen istasyon)

doğu, batı ve güney yönünde hareket eden

üç trende eşzamanlı olarak patlatılan üç bombadan

bir saat sonra

İsrail'in Finans Bakanı'nın bir konferans için bulunduğu hotelin yakınındaki bir otobüste patlayan dördüncü bomba.

Bu verileri; aşırı analizin insanı doğrular yerine, çıkmaz sokaklara yönlendirme özelliğini gözardı etmeden elimizde tutmak durumundayız.

O yüzden bu terör olayının sembolik analizini şimdilik burada bırakıp politik analizine dair bir saplama ile sonlandıralım yazımızı :

11 Eylül ile başlayan İKONİK TERÖR DÖNEMİ ile birlikte;

insanları acıları üzerinden;

KÜRESEL ODAKLARIN bizim gibilere pazarladığı yeni bir ürün var :

GLOBAL GÜVENLİK.

Sözkonusu terör eylemlerinin büyük limanlar ve ulaşım ağları üzerinden gerçekleştiği gerçeği ile birlikte;

dünyadaki limanların ve ulaşım ağlarının gittikçe birbirine daha fazla bağlandığını not ederseniz;

Londra'da ulaşım ağları üzerinde patlatılan bombalar ile;

Kendi limanlarında ve ulaşım sinir merkezlerinde (havaalanları, tren istasyonları) gerçekleşen "terör" olaylarını bahane ederek;

bizim havaalanlarımızda, limanlarımızda güvenlik denetim mekanizmaları kurmaya başlayan yabancı istihbarat örgütleri arasındaki ilişki daha bir netleşmeye başlar.

İstanbul Havalimanı'da bizim millletvekillerimizi arama cüretini gösterecek kadar başıboş bırakılmış yabancı köpeklerin zincirlerinin ucundan tutanlar;

bu köpeklerin gerekliliğini bizim yöneticilermize;

kendilerini ulaşım merkezlerinde vuran TERÖR üzerinden anlatmaktadırlar.

Keza;

İstanbul bombalamalarının ardından;

Türkiye bir dizi tren kazası yaşamış ve bu kazalar
sonrasında "Port of Haydarpaşa/İstanbul Projesi"

hızlanmıştır.

"Port of Haydarpaşa Authority"

aynen Port of New York Authority

ve Port of London Authority gibi

küresel ulaşım trafiğinin (bu ulaşıma sadece insanları değil, uyuşturucu ve silahı da ekleyin lütfen)

sinir noktalarından biri olacaktır

Nasıl "Port of New York"

ve "Port of London";

ABD'lilere ve İngilizlere bırakılmayıp;

KÜRESEL BARONLARIN denetimindeki özel yapılara devredildiyse;
birilerinin gözünde; "Port of İstanbul"'da Türklere bırakılamayacak kadar değerlidir

Kendi egemenlikleri altında TEK DÜNYA hayali kuran KÜRESEL BARONLAR;

bu dünyadaki sadece enerji hatlarını değil;

ulaşım hatlarını da kontrol etmek zorundadır.

KÜRESEL BARONLARIN "İPEK YOLU" üzerindeki kilit merkezlerde yaşanan TERÖR olayları;

Madrid'de Güneybatı ucunu;

Londra'da Kuzey ucunu;

New York'ta Atlantik ucunu;

İstanbul'da ise Anadolu ucunu işaretlemiştir.

Bu arada unutmadan alakasız bir ayrıntıyı da not düşelim...

Bombaları taşıyan trenlerin kalktığı King's Cross;

Brüksel'den kalkıp, Paris'ten geçip, Manş tünelini geçtikten sonra

Londra'da son bulacak ulaşım hattının uç terminali olarak yeniden inşa edilmektedir.

Aynen;

Dünya İkiz Kuleleri yıkıldıktan sonra,

İkiz Kulelerin yıkıldığı alanda başlanan dev terminal ve gökdelen inşaatı;

ve

İstanbul bombalamaları ile bizim tren kazalarımızdan sonra

hızlanan ve İstanbul'da;


İstanbul'dan bağımsız bir finans kolonisi olarak "İstanbul Port Authority"kurulmasını hedefleyen

Haydarpaşa projesi bünyesindeki terminal ve gökdelen inşaatları gibi. Anatomik analizimize devam edeceğiz...

B.G


AÇIK İSTİHBARAT / 29 Kasım 2010

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code