2 Kasım 2010 Salı

Heybeliada'ya Göndereceğiniz Çocuğunuz Var mı?

Referandumunuz Hayırlı Olsun!

Heybeliada Ruhban Okulu, özel vakıf üniversitesi statüsünde yeniden açılacak ve Yunanistan’ın, Avrupa ve Amerika’nın çıkarları gereği, Ekümenikliğinin ilânını bekleyen Fener Rum Patrikhanesi’ne paralel olarak; Ortodoks Kiliseleri’nin eğitim öğretim merkezi olarak tasarlanacaktır.

Bu süreçte Türk Devleti’ne düşenler de tek tek yerine getirilmektedir.


Vakıflar yasasının ardından, “Yabancı Okullar” konusundaki 30 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesi Kararı’yla: Heybeliada Ruhban Okulu, Medeni Kanun’a uygun olarak kurulan bir vakfa devredilebilecek ve özel vakıf üniversitesi statüsünde açılabilecektir.

08.02.2007 Tarih ve 5580 Sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun 5 inci Maddesinin “Yabancı Okullar” başlangıç (b) Fıkrasının Birinci ve Beşinci Bentlerinde yapılan düzenlemeyle:


“..yabancı okulların, Bakanlar Kurulunun izniyle yeni arazi edinebilecekleri ve kapasitelerini en fazla beş misline kadar artırabilecekleri ve bu okulların taşınmaz mallarını, kurucularının veya yetkililerinin önerisiyle, Bakanlığa ya da kuruluş amaçları eğitim vermek olan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre kurulan vakıflara, Bakanlar Kurulunun izniyle

devredilebilecekleri öngörülmüştür.

Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açan CHP, gerekçesinde, şöyle demektedir:

“Yabancı Okullara, Türk vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mal (arazi) mülkiyeti edinmeleri salt bir mülkiyet sorunu gibi değerlendirilemez. Karşılıklı muamele (mütekabiliyet) esası uluslararası ilişkilerde eşitliği sağlayan bir denge aracıdır. İptali istenen kurallar, karşılıklılık aramaksızın yabancı okullara Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mal edinmek hakkını ve bu şekilde edindikleri taşınmazları kuruluş amaçları eğitim vermek olan 4721 sayılı Türk Medenî Kanununa göre kurulan vakıflara devretmek imkanını tanıyarak, bu eşitliği ve dengeyi bozmuş; Anayasanın Başlangıç kısmına aykırı bir durumun ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Heybeliada Ruhban Okulu’na karşı mücadele eden Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Sevgi Erenerol nasılsa Ergenekon’dan tutuklu, Ayasofya Derneği’ni kurarak ulusal mücadeleden ödün vermeyen Ergün Poyraz ve diğer yurtseverler Ergenekon’dan tutuklu…

Mücadele edecek insanlar sindirilmiş, baskılanmış, bağımsız yargıya referandumla darbe vurularak HSYK’nın yapısı değiştirilerek Adalet Bakanlığı’na ‘yamanmış’, önlerinde ‘ayakbağı’ olarak görülen ‘engel’ kalmamış… Bundan sonrası Amerikan Hegamonyası şemsiyesi altında AKP diktatoryası…

Biraz geriye, 2009 yılının son aylarına giderek birkaç şifreyi verelim.

Amerikan basınında “60 Minutes” programına katılan Bartholomeos, programda:

“Başbakan'ı ve birçok bakanı ziyaret ettim, sorunlarımızı anlattım, yardım istedim. Ancak laik olmakla övünen Türk hükümetinden hiçbir yardım gelmedi. Buna rağmen ayakta kalmakta kararlıyız. Burası Kudüs’ün devamıdır ve bizim için en az orası kadar kutsaldır. Zaman zaman çarmıha gerilsek de biz burada kalmayı tercih ediyoruz."

dedi ve CBS muhabirinin:

“Peki siz kendinizi çarmıha gerilmiş gibi hissediyor musunuz?"

sorusuna da “Evet" cevabını verdi. CBS televizyonunda yayınlanan röportajda sarfettiği "çarmıha gerildim" sözleriyle gündeme gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos, bir süre sonra Milliyet gazetesinden Aslı Aydıntaşbaş'a verdiği röportajla bazı açıklamalarda bulundu.


Patrik,

"söylediklerim yalan değil, hakikat. Hakikatleri söyledim ama yaranamadık. O cümleye odaklandılar. Çarmıhı mecazi anlamda kullandım. Çile çekiyoruz, sıkıntı çekiyoruz anlamında..." Ardından şöyle söyledi: “39 sene geçti açıldı, açılacak. Hüseyin Çelik, Milli Eğitim Bakanı olarak, 'hukuki engel yok. Bana kalsa yarın açarım' dedi. Nimet Çubukçu, 'hukuki engel yok' dedi. Buna rağmen açılmıyorsa, demek ki bir yere takılıyor. Kimdir bilmiyorum. Herhalde derin devlet istemiyor.

Çünkü hükümet istiyoraslında siyasetçiler arasında bizimle en çok ilgilenen bugünkü başbakandır. Erdoğan, diğer siyasetçilerimizden daha fazla ilgileniyor azınlıklarla. Cesur ve iyi niyetli. Ermenilere, Kürtlere, Alevilere açılımlar yaparak cesur adımlar atıyor. Bunlar Türkiye için yararlı şeyler. Eminiz sıra bize de gelecek"

dedikten sonra Erdoğan’la belediye başkanlığı döneminden bu yana yakın ilişki içinde olduğunu şöyle ifade etmişti:

"belediye başkanlığı döneminden beri tanışıyoruz. 15 Ağustos'ta (2009) Anadolu Kulübü'nde yemek yedik. Güzel bir atmosferdi. Programda olmamasına karşın eski Rum yetimhanemizi ve Aya Yorgi manastırımızı ziyaret etti. Bizi onurlandırdı, sevindirdi. Güzel sinyaller verdi. Şimdi gerisini bekliyoruz"

Fener Rum Patriği Bartholomeos, "Ergenekon"a yönelttiği ruhban okulunun açılmasına engel olunması suçlamasını, AKP hükümetini eleştirirken sarfettiği sadece birkaç cümleyle boşa çıkarmaktaydı:

"Okulun açılması için mütekabiliyet isteniyor. Ama biz 3-4 bin Rum, Batı Trakya'daki 130 -150 binle nasıl mukayese olabilir? Mütekabiliyet gayri mantıki ve gayri ahlaki. Gazetelerde Nimet Çubukçu'nun, 'hukuki engel görmüyorum. Ama Yunanistan da Türkiye'nin taleplerini yerine getirsin' dediği yazıldı. Yani Kıbrıs ve Batı Trakya'daki Türkler nedeniyle rehin tutuluyoruz. Ama biz Türk vatandaşıyız. Türk vatandaşı olarak haklarımızı istiyoruz. Lozan bize haklarımızı veriyor.”

demişti.

Bartholomeos, "Ergenekonun" varolduğuna ve Ergenekonun elinin Türkiye'deki, kendi deyimiyle 3-4 bin Ortodoks Rumun temsilcisi olarak kendisine kadar uzandığına dair inancını savunduğu,

"Patrikhane'ye kaç defa bomba atıldı. İBDA-C dediler. Bilmiyorum. Bombalar kesildi ama diğer problemler çıktı. Baksanıza Ergenekon'a... Şimdi de Kafes var. Adam itiraf ediyor ki, beni, Mesrob'u ve İshak Alaton'u öldürecekmiş. Daha ne diyeyim? Bu çarmıha gerilmek değilse nedir?"

ifadeleriyle de dikkat çekmişti. Başbakanın sadık kalemşörlerinden Fehmi Koru bu konu üzerine:

“öyle anlaşılıyor ki, bütün bunlar, Heybeliada’da 1971 yılından beri kapalı tutulan ruhban okulu henüz açılmadı diye..”

buyurmuştu! Ve Patrik’e şu haberi mücdelemekteydi:

“Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun masası üzerinde hazır bulduğu sorunlardan birisiydi ruhban okulu; yeni bakan onu ‘ilk ele alınacak işler’ arasına yerleştirmiş, formülünü bulmuş, işleme koymak üzere uygun zamanı bekliyordu. Görüşmemizde bana ‘Yeni yıldan biraz önce veya hemen sonra açılır’ dediğini hatırlıyorum.”<!--[if !supportFootnotes]-->[1]<!--[endif]-->


Türk Eğitim Sistemi’nin tüm sorunlarını çözen(!) Milli Eğitim Bakanlığı; Ruhban Okulu konusuna el atmış bulunuyordu.

Türkiye’nin Milli Eğitim Bakanları, Türk çocuklarının eğitim öğretim sorunlarını çözdüler, özelleştirme çerçevesinde özel okullara devlet desteği sağladılar, fethullahçıların okullarına sonsuz destek verdiler, Heybeliada Ruhban Okulu’nu da açarlarsa tüm sorunlar ortadan kalkmış ve Türkiye ‘demokratikleşmiş’, ‘refah düzeyi artmış’, ‘bağımsızlaşmış’ olur(!)
Spiru Aristokles Athenagoras, 1948 yılında Patrik olarak Türkiye'ye geldiği zaman, İstanbul'daki Erkek Rum Liselerinde o tarihlerde 2.500 civarında öğrenci bulunmasına karşın, Heybeliada Ruhban Okulu'nda ders gören sadece 16 öğrenci vardı.

Rum aileler çocuklarını papaz okullarına göndermek istemezlerdi. İçlerinden binde biri bile bu öğrenime ilgi duymaz olmuştu.

Athenagoras, İstiklal Savaşı sırasında İstanbul'da bulunarak, "Kuvayı Milliye" aleyhine çalışan Elen Cemiyeti "Mavri Mira"nın aktif üyeliğini yapmış, savaş Türkiye'nin zaferi ile sonuçlanınca Amerika'ya gitmiştir. Kendisi için Ankara Palas'ta tertiplenen bir öğle yemeğinde konuşan Athenagoras:

“İstanbul dışında geniş arazi sahibi olmak ve Patrikhaneye exteritoryal haklar (Türk kanunları dışında Papalık gibi) sağlamak gereklidir. Ayrıca, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun Ortodoks Üniversitesi haline getirilmesi ve İstanbul'un Ortodoks dünyasının merkezi yapılmasını istiyorum”<!--[if !supportFootnotes]-->[2]<!--[endif]-->

demişti.

“Athenagoras tarafından dillendirilen “Ortodoks Üniversitesi” AKP eliyle kuruluyor. Tanrı onları kutsasın!”

Bartholomeos’un böyle dua ettiğini duyuyor musunuz?

Haçlı irticanın, İstanbul merkezli dünya egemenliği iyice sağlamlaşıyor. Türk Ulusu, kayıkçı kavgasında başına geçirilen türbanla cebelleşiyor.

Türkiye’nin usûlman ‘Müslümanları’, dünya Ortodokslarının papazlarını yetiştirecek eğitim öğretim merkezi ve Patrikhane’nin ‘Ekümenikliği’ için boş durmuyor.

Referandumunuz, yeni yargınız, yeni üniversiteniz hayırlı olsun!
<!--[if !supportEndnotes]--> <!--[endif]--> <!--[if !supportFootnotes]-->

[1]<!--[endif]-->
Taha Kıvanç, Patrik Hazretlerine Geçmiş Olsun, Yeni Şafak, 22.12.2009.

<!--[if !supportFootnotes]-->[2]<!--[endif]--> Dr. Emruhan YALÇIN, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S 41, Mayıs 2008, s. 125-158




Kaynak: Kaan Turhan - Açık İstihbarat / 31 Ekim 2010

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code