11 Kasım 2010 Perşembe

Gül'ün Ödül Aldığı Chatham House "Derin Dünya Devleti"'nin Neresinde?







Sizi bilmem ama bana göre dünyadaki en “sofistike” derin devlet örneği İngiltere’dedir. Bunun ana nedeni ise arkasındaki “sınıfsal yapı” ile ilgilidir. Çünkü “aristokrat” karakterlidir.

Aristokrasi ise tarihin kaydettiği en seçkin ve rafine sınıftır. Yüzyıllara dayalı bir yönetme birikimi ve pratiğine dayalıdır. (Pek bilinmez ama Amerikalıların OSS’sini CİA’ya çevirende İngilizlerdir.)


Aynı şekilde siz gene Amerikalıların “Kırmızı Urbalı”larla bağımsızlık savaşı yaptıklarına falan bakmayın. Bunlar Kaptan Swing ve Çelik Bilek çizgi romanlarındadır. Gerçekte Amerikan devleti denen şey İngilizlerin Anglo-Sakson geleneğinin bir uzantısı ve projesidir. Amerikan yönetim elitleri bile İngiltere’den “ihraç”tır….



Bunu anlamak için 1620 yılında İngiltere’nin Southampton limanından Amerika’ya göçmen taşıyan “Mayflower” isimli geminin yolcu listesi bile yeterlidir. Kolonileşme döneminde yola çıkan bu gemi adeta bir tür “kuluçkalık” gibidir. tıklayın)
Bu gemidekilerin atalarından –Bush’lar dahil- tam 17 ABD başkanı çıkmıştır. Üstelik bu 17 aile bir şekilde birbiriyle akrabadır. O halde burada bir “tesadüf”ten ötede bir “misyon” aramak gerekecektir.

Niçin Amerika’ya göçmüş on binlerce aile çiftçi olup kalır iken, bu gemideki 17 aile Amerika’nın geleceğinde söz sahibi kuşaklar yetiştirmiş olsun?

İngiliz soyluları, Lordları ve sonradan “Lord” ünvanı almış banker Rothchild gibi büyük finans temsilcilerinin ekseninde büyümüştür. Ayrıca yapı içinde masonların da etkisi büyüktür. Çünkü dünyadaki en büyük ve en etkin mason locaları İngiltere’dedir. Büyük emperyal planları hep İngilizler yapmıştır. Bizimde başımıza bela olan “Arabistanlı Lawrence” örneği bile bu işleri ne kadar ciddiye aldıklarının bir örneğidir. Bugün BOP diye bilinen proje bile özünde 1900’lerin başındaki İngiliz derin devletinin bir projesidir.

Aynı nedenle siz İngiltere’nin gerilemiş emperyal güç oluşuna bakmayın. Bugün dünyadaki ve özellikle de Ortadoğu’daki birçok durumda İngiltere’nin derin etkilerini halen bulabilirsiniz. Bu geleneksel aristokratik “derin akıl” sayesindedir. Konum kaybetmekle etki kaybetmek farklı şeylerdir.

Osmanlı’nın mirası üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti’de bunu yapabilirdi ama nedense yapamamış görünüyor. O yüzden kendi “Chatham Hause” gibi bir kuruluşumuz yoktur, o yüzden ayaklarına kadar gidip onlardan “ödül” alırız ve o yüzden bize de içi boş “Yeni Osmanlıcılık” hayalleri kalır!

Neyse efendim, bu kadar “tarihsel arka plan” yeter. Gelelim sadede;


CHATHAM HOUSE “DERİN DÜNYA DEVLETİ”NİN STRATEJİK-ENTELEKTÜEL MOTORUDUR!

Bu anlamda İngiliz derin devleti bir aristokratik kolaj gibidir.

Merkezinde, çekirdeğinde Kraliyet ailesi, Lordlar kamarası uzantılı bir “soylular” yapısı ve onların özellikle güvenlik bürokrasisi içindeki MI5, MI6 gibi birimler, Scotland Yard vardır.

Hatta Exeter, (Abdullah Gül’de bu üniversitede eğitim almıştır) Oxford, Cambridge gibi üniversitelerin yönetim kademesi bile bu ağa dahildir. Entelektüel boyutunu hazırlamakla ve kadro devşirmekle yükümlüdürler. Bu anlamda İngiliz derin devleti aristokratik bir Anglo-Sakson elitler temeli üzerinde kuruludur.

İngilizler dünyayı yönetmek için önce akıl ve bilgi gerektiğini anlamışlardır. (Yani ki “bizdekilerde olmayan şeyler” desem ağır mı kaçar acaba?)

O yüzden ki gizli servislerinin adı “Intelligence Service” (Akıl, zekâ, idrakle ilgili) tir.

Bu yüzden strateji oluşturmak için bilgiye dayalı, entelektüel faaliyetlere özel bir itina göstermişlerdir. Emperyal politikalarını bunun üzerine oturtmuşlardır.

007 James Bond’un yaratıcısı bile bir MI6 ajanı olan Ian Fleming’tir.

İşte bu kuruluşların başında ise “Chatham Hause” diye bildiğimiz “Royal Institute for International Affairs” (Kraliyet Uluslar arası İlişkiler Enstitüsü) gibi sivil görünümlü ”think-tank” (düşünce kuruluşu) gelir.

Ancak Chatham House İngiliz menşeli olsa bile gerçekte çok daha büyük bir “Küresel Oyuncu”, strateji çizicidir. Dünya çapındaki “ağ”ın önemli bir parçasıdır. Temelinde “Tek Dünya Devleti” tasarımının olduğu “Küresel Kraliyet” projesinin yürütücüsüdürler.

Küresel çapta Anglo-Sakson ve Protestan elitlere dayalı bir “Evrensel Oligarşi” yönetimi arayışındadırlar..Onlar “Yeni Dünya Düzeni”nin mimarlarıydılar. “İlluminati Şebekesi”nin bir parçası oldukları da ileri sürülmekteydi.


KÖKENİNDE “YUVARLAK MASA”NIN MAJESTİK OTEL TOPLANTISI VAR!

30 Ma­yıs 1919’da Pa­ris Ma­jes­tic Otel’de bio ‘Ra­und Tab­le’ (yu­var­lak ma­sa) top­lan­tı­sı ya­pıl­dı. Yuvarlak Masa’nın fikir babası Ox­ford Üni­ver­si­te­si pro­fe­sör­le­rin­den John Rus­kin’di.

(Aslında kökleri1877’ye kadar uzanır. Girişimcileri arasında John D. Roc­ke­fel­ler, John P. Mor­gan, And­rew Car­ne­gie, Ma­yer A. Rotsc­hild ve Ce­cil Rho­des beş­li­si vardır. Bize de I. Dünya Savaşı sonrası koşulları dayatanlar bunlardır.)

I. Dün­ya Sa­va­şı he­nüz bit­miş­ti. Ar­tık dün­ya­ya ye­ni bir şe­kil ver­me­nin za­ma­nıy­dı. Ge­le­ce­ği el­le­rin­de bu­lun­dur­mak is­te­yen güç­ler, bu­nun için ha­re­ke­te geç­me ka­ra­rı al­dı­lar.

Bu toplantıdan bir Uluslararas İlişkiler Enstitüsü (Institute of International Affairs) kurulması kararı çıktı. Kuruluşun başında ise Astor ailesinin başı John Jakop Astor vardı. Söz ko­nu­su grup, 5 Ha­zi­ran’da bir da­ha top­lan­dı ve olu­şu­mun tek bir or­ga­ni­zas­yon ola­rak de­ğil de bir­bi­ri­ne bağ­lı bir ağ ola­rak ku­rul­ma­sı­nın da­ha uy­gun ola­ca­ğı so­nu­cu­na var­dı. Top­lan­tı­nın so­nun­da ba­zı ‘think-tank’le­rin ku­rul­ma­sı ka­bul edil­di. Bun­lar ara­sın­da ABD mer­kez­li “Co­un­cil on Fo­re­ign Re­la­ti­ons” (Dış İliş­ki­ler Kon­se­yi / CFR), Lond­ra mer­kez­li Kra­li­yet Ulus­la­ra­ra­sı İliş­ki­ler Ens­ti­tü­sü-Ro­yal Ins­ti­tu­te of In­ter­na­ti­onal Af­fa­irs (RI­IA), -ki ‘Chat­ham Ho­use’ ola­rak da bi­li­nir- var­dı. Ay­rı­ca Uzak­do­ğu ve Ham­burg için de bir kol ku­rul­du

. Olu­şum­la­rın ba­şı­nı çe­ken ise Rotsc­hild’la­rın Gü­ney Af­ri­ka’da­ki ta­şe­ro­nu Lord Alf­red Mil­ner’di. Ar­tık ‘Ye­ni Dün­ya Dü­ze­ni’ için kol­la­rı sı­va­ya­bi­lir­ler­di. Bun­dan son­ra Ba­tı dün­ya­sın­da ba­şı çe­ke­cek olan dev­let­le­rin dış po­li­ti­ka­la­rı­na bu ku­rum­lar yön ve­re­cek­ti.

Ayrıca aşağıda sayacağımız örgütlerin hepsinde “Chatham House Kuralı” diye bilinen kural geçerlidir. Yanı sıra bunlar Chatham Hause yapılanmasını “model” almışlardır. Buna göre konuşmalar dışarı sızdırılamaz, sızsa bile konuşmacının kimliği gizli tutulmak zorundadır.

KÜRESEL PUZZLE’NIN AYAKLARI
Tarihsel sıralama olarak 1920 yılında önce “Chatham House” kuruldu. (Bir anlamda daha 3onraki yapıların hepsinin lokomotifi “Chatham House”dır diyebiliriz.)

Onu 21 Tem­muz 1921’de New York’ta ku­rulan “Co­un­cil on Fo­re­ign Re­la­ti­ons” (Dış İliş­ki­ler Kon­se­yi / CFR)’ın kuruluşu izledi. Ku­ru­cu­la­rı Wal­ter Lip­mann ve J.P. Mor­gan’dır. CFR’nin ilk baş­kan­lı­ğı­nı Se­nar6shy;tör Rudy Bosch­witz, fah­ri baş­kan­lı­ğı­nı ise ulus­la­ra­ra­sı ban­ker­lik şir­ke­ti Kuhn-Le­ob Co.’dan Eli­hu Ro­ot yap­mış­tır. Pa­ul War­burg, Ot­to Kahn ve Ja­cob Schiff’de önayak olanlar arasındadır. Ör­gü­tün mer­ke­zi New York’un 68’in­ci Cad­de­si’nde ta­ri­hi bir bi­na­da­dır. Car­ne­ige Vak­fı, Roc­ke­fel­ler ai­le­si ve Wall Stre­et ban­ker­le­ri­nin ma­li des­tek­le­riy­le bü­yü­müş­tür. (Amerikan Merkez Bankası “Federal Reserve’nin özelleştirilmesine de bunlar sağlamıştır. “Paradan para kazananlar” olarak da bilinirler.)

Derin Dünya Devleti’nin “Politbürosu” veya “Merkez Komitesi” olarak da anılmaktadır. Derin Dünya’nın en seçkin kadroları burada toplanmıştır. Roc­ke­fel­ler ailesi başı çekmektedir. ABD’nin küresel politikaları esas olarak burada çizilmektedir. O da bir sivil “Think-Tank” görünümündedir. Siyaset, medya, akademisyenler, istihbarat servisleri, büyük şirket ve bankaların üst yöneticilerinden oluşan son derece “seçkin” üyeleri mevcuttur. Uzun erimli hedeflerinde “ulusal devletler”in çökertilmesi ve “Tek Dünya Devleti”nin kurulması vardır. Bunlar aynı zamanda dünyada “küresel sermaye” diye bilinen yapıdır. 2007 yılında başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da burada bir konuşma yapmıştır.

Bu yapılar içinde bizde en çok bilinen ve duyulanı ise “Bilderberg”dir. As­lı­na ba­kı­lır­sa Bil­der­berg bir ör­güt adı de­ğil­dir. Bu adı al­ma­sı Hol­lan­da’nın Oos­ter­berg şeh­rin­de­ki ay­nı adı ta­şı­yan otel­den gel­mek­te­dir. Bil­der­berg gru­bu ilk top­lan­tı­sı­nı 1954 yı­lın­da bu otel­de yap­mış ve o ta­rih­ten bu ya­na da bu ad­la anıl­mak­ta­dır. Fakat aynı “küresel ağ”ın bir parçasıdır.

Bil­der­berg’in ku­ru­cu­la­rı ara­sın­da eski Nazi Hol­lan­da Prene26shy;si Bern­hard, Uni­le­ver Baş­ka­nı Pa­ul Rij­kens ve Po­lon­ya­lı ha­ham/sos­yo­log Dr. Jo­seph Hi­ero­nim Re­tin­ger bu­lun­mak­ta­dır. Re­tin­ger, Bil­der­berg’in ‘fi­kir ba­ba­sı’ ola­rak bi­li­nir. Bil­der­berg’in ilk ku­r5­luş top­lan­tı­sı­na; o za­man­ki CIA Baş­ka­nı Wil­li­am Don­na­van, CIA’dan Be­dell Smith’de katılmışlardır. Küresel seçkinlerin “Danışma Meclisi” ve “Derin Dünya’nın Avrupa Ayağı” olarak da bilinirler. Bilderberg’in her sene Mayıs sonu, Haziran başı gibi muhtelif ülkelerde yapılan toplantılarına Türkiye’den de çok sayıda başbakan, bakan, şirket yöneticisi, üst bürokrat, medya yöneticisi, yazar katılmıştır. Son zamanlarda adeta kafilelere dönüşmüştür. Türkiye’de üç kere toplanmışlardır. (İçlerinde en popüler olanı Fehmi Koru olmuştur) Bilderberg “Dünya Hükümeti” olarak bilinse de bu yanlıştır. Bu­ra­da bağ­la­yı­cı ka­rar­lar­dan çok, eği­lim tes­pi­ti ya­pı­lır ve ön­le­rin­de­ki sü­reç­te çı­ka­cak so­nuç­lar uy­gu­lan­ma­ya ça­lı­şı­lır. Bil­der­berg bir yü­rüt­me or­ga­nı ol­ma­yıp, bu­nun ön ha­zır­lık­la­rın­dan bi­ri­dir. Bununla birlikte “Derin Dünya Devleti” oluşumunun organlarının en önemlilerinden biridir. Bu yılki son toplantılarını 3-6 Haziran 2010 tarihinde Sitgas-İspanya’da yapmışlardır. AB, yani “Birleşik Avrupa” fikri tümüyle bir Bilderberg projesidir.

Ger­çek­te Bil­der­berg, ken­di ba­şı­na oluş­muş ya da bir­den or­ta­ya çık­mış bir ku­ru­luş de­ğil­dir. As­lın­da Bil­der­berg, ‘de­rin dün­ya dev­le­ti’nin mer­kez ka­rar me­ka­niz­ma­sı olan CFR’nin çok da­ha giz­li bir bi­çim­de ulus­la­ra­ra­sı bo­yut­ta­ki uzan­tı­sı­dır. Za­ten CFR üye­le­ri­nin bir­ço­ğu­nun ay­nı za­man­da Bil­der­berg üye­si ol­ma­sı da ara­da­ki bu ba­ğın bir ka­nı­tı sa­yı­la­bi­lir. Bil­der­berg as­lın­da tü­müy­le bir CFR pro­je­si­dir ve onun de­va­mı­dır.

Aynı “Küresel Ağ”ın son yapılanması ise “Trilateral Komisyon” (Üçlü Komisyon) diye bilinen kuruluştur. He­de­fin ge­niş­le­me­si­ne pa­ra­lel ola­rak 1973 yı­lın­da ku­rul­muş­tur. Gi­ri­şi­min ön­cü­lü­ğü­nü Da­vid Roc­ke­fel­ler ve Zbig­ni­ew Brze­zins­ki yap­mış­tır. Üye­le­ri­ni Ame­ri­ka, Av­ru­pa ve Ja­pon kö­ken­li işa­dam­la­rı, bü­rok­rat­lar ve fi­kir adam­la­rı mey­da­na ge­ti­rir. Sa­yı­la­rı 300 ka­dar­dır. Söz ko­nu­su üç böl­ge ara­sın­da eko­no­mik ve po­li­tik te­kel oluş­tur­mak ama­cıy­la ku­rul­muş­tur.

Tri­la­te­ral Ko­mis­yon’un üç mer­ke­zi bu­lu­nur. Bu bi­rim­ler bir­bir­le­riy­le ko­or­di­nas­yon­lu ola­rak New York, Pa­ris ve Tok­yo’dur. Bü­tün top­lan­tı­la­rı giz­li, ba­sı­na ka­pa­lı ola­rak ya­pıl­mak­ta­dır. Ku­zey Ame­ri­ka bö­lü­mü­nün ba­şı­na Roc­ke­fel­ler ge­ti­ril­miş­tir. Top­lan­tı­la­rı se­ne­de bir gün ve dö­nü­şüm­lü ola­rak New York, Pa­ris ve Tok­yo’da ya­pı­lır. 30 üye­lik bir yö­ne­tim kad­ro­su, ara­la­rın­da gö­rev da­ğı­lı­mı yap­mış olup he­def ül­ke­le­re da­ir pro­je­le­ri yö­ne­tir. Ko­mis­yo­nun ‘Tri­alo­gue’ adı al­tın­da bir der­gi­si ve ‘Üç­gen Kâ­ğıt­lar’ adın­da­ki ça­lış­ma ra­por­la­rı var­dır.

SONUÇ
Bu yapılar “tesadüfen” ortaya çıkmış, basit fikir üretme kuruluşları değildir. Daha ilk tasarımlarında küresel hedeflere göre şekillenmişlerdir. Dünyayı bir “ağ” gibi sarmışlardır.

İşte Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün ödül alacağı kuruluş ve ona paralel yapılanmalar bugün dünyada “Derin Dünya Devleti” diye bilinen oluşumun tam merkezidir. Dünyadaki “Küresel Elite Dayalı Tekli Yönetim” anlayışının geçerli olduğu, sürecin bu yönde zorlandığı, ulus devletlerin bu projeler uğruna parçalandığı bir akımın temsilcileridir.

Biz ise buradan bakıp “Ne güzel, cumhurbaşkanımızı yabancılar bile takdir ediyor”, “Kraliçenin elinden ödül alıyor”, “İngiliz devleti bile kıymetimizi anladı” gibi sevindirik olup, avami yorumlar yapar dururken aynı yapının arka planına baktığımızda bambaşka şeyler görüyoruz…

Ödül, Sayın Cumhurbaşkanımıza hayırlı, uğurlu olsun!...

Atilla Akar - İnfial




AÇIK İSTİHBARAT / 09.11.2010







Her dönem geçerli olan İngiliz-Amerikan ittifakının temelinde bu aileler ve onların “gizli misyon”ları mı vardı?









O halde “MayFlower” gemisi ilerideki “başkan tohumları” taşıyan bir tür “koza” mıydı acaba? Bu İngiltere’nin bir “geleceğe yatırım”ı mıydı? (Aynı İngiltere’nin bizde de “geleceğe yatırım” olarak değerlendirdiği kimseler var mıdır?)









Tabi bizim “derinler” üç günlük bile plan yapamadıklarına göre bunu anlayamayız. (Listeyi isim isim sayardım ve bu ilginç öyküyü anlatırdım ama yazı uzayacak.)









(Açık İstihbarat : Mayflower gemisindeki tam yolcu listesini ve biyografilerini görmek için









En tepede “kraliyet ailesi”nin bulunduğu bir “aristokratik havuz” söz konusudur. Asıl işler devlet dairelerinde değil, devasa şatolarda, malikanelerde bitirilir.

Bu anlamda kraliyet ailesi sadece “sembolik” olarak var değildir. MI6’nın kökenine gelince onun asıl kuruluş adı bile “Her Majesty Secret Service”tir. (Yani “Majestelerinin / Kraliçe’nin Gizli Servisi”.)

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code