7 Temmuz 2010 Çarşamba

‘Bunlardan bir halt olmaz’

ÖCALAN KENDİSİNİ SORGULAYAN KOMUTANA NELER SÖYLEDİ

Emekli Albay Atilla Uğur, Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan getiren ekipte yer aldı.

Öcalan’ın 1999’da Türkiye’ye getirilmesinden sonra yapılan sorgulamalarda olan komutandı.


Bu bilgiler, emekli albayın Ergenekon davasından tutuklanmasına kadar bilinmiyordu.


Emekli Albay Atilla Uğur, şu an Silivri Cezaevi’nde tutuklu.


Uğur, tutukluluğunun 2. yılında bir mektup kaleme aldı.


Odatv, emekli albayın avukatı Serkan Günel aracılığıyla kaleme alınan bu mektubu yayınlıyor:


“KAMUOYUNA;


Ben Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu olmaktan her zaman onur duymuş emekli bir albayım. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir neferiyim. Görev hayatım boyunca diğer bütün meslektaşlarım gibi bana verilen vazifeleri en iyi şekilde yerine getirmek için büyük gayret sarfettim. Meslek hayatımın büyük bir bölümü terörle mücadelede geçti. Tanrı bana kritik ve nitelikli görevler nasip etti.


Bu mücadele komutanlarım, arkadaşlarım ve personelimle birlikte elde ettiğim başarılar beni terör örgütünün başı Abdullah ÖCALAN’ın sorgu süreci ile ilgili çok önemli bir sorumluluğa ulaştırdı.


Son dönemde yaşadığımız olaylar beni içinde bulunduğumuz durumu sorgulamaya itti.


Bugüne kadar ciddi devlet anlayışı gereği sustum. Zaten doğrusu da buydu. Ancak bu “düzmece dava” (Ergenekon) nedeni ile deşifre edildikten sonra artık susmanın bir anlamı kalmamıştır. Gelinen noktada bunları kamuoyu ile paylaşmak milli bir görev olmuştur. Gelecek nesillere de faydası olacağına inandığım bu hususları milletin istifadesine sunuyorum.

Neler Oluyor?

16 Şubat 1999 tarihinde soğuk ve yağışlı bir İmralı gününde korku dolu gözlerle sonunun ne olacağını düşünen Abdullah ÖCALAN, bugün kurtarıcılığa ve muhataplığa oynuyor…

İlk gün ve sonraki süreçte “vereceğiniz her türlü göreve hazırım” diyen kişi şimdi Türkiye’ye görev vermeye kalkıyor.

İdamdan kurtulmak için kendi örgütünü çökertmeye çalışan adam şimdi Türkiye Cumhuriyetini çökertmeye soyunuyor.

İlk gün kulağına doğru eğilip “Bir varmış bir yokmuş” dediğim teröristbaşının bir kulağımdan girip diğer kulağımdan Çıkmayan sözlerinden çok küçük bir kısmını aktarmak istiyorum:

- “Devletimin vereceği her türlü göreve hazırım”

- “Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmek acılarımı biraz olsun hafifleticektir”

- “En başından beri Suriye, Yunanistan ve İran bize (PKK) her türlü desteği vermiştir”

- “Kürt halkı akılsızdır, menfaatine düşkündür, güce tapar”

- “Barzani de, Talabani de güvenilmez, paradan başka bir şeyden anlamayan rezillerdir”

İmralı Adasında Türk Bayraklarının önünde görüntüsünü almak için gözbağını çıkardığımda korkan gözlerle bana bakarak “Devletime hizmet etmek istiyorum, beni asacak mısınız?” diye soran, kendisine “biz eşkıya değil Türkiye Cumhuriyeti Devletiyiz, sen bağımsız Türk Mahkemesi huzurunda hesap vereceksin” diye cevap verdiğim Abdullah ÖCALAN’ın gözbağı acaba şimdi ülkeyi yönetenlerin ve açılım simsarlarının gözlerine mi bağlanmıştır?

Teröristbaşı Abdullah ÖCALAN’ın sorgu sırasında bizzat bana defalarca küçümseyerek söz ettiği, “bunlardan bir halt olmaz” dediği Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan KARDEŞLERİMİZ maalesef bunları bilmiyorlar.

Son zamanlardaki alçakça saldırılar ve verdiğimiz şehitlerden sonra medyada “güvenlik güçlerinin bir zafiyeti mi var” sorusu gündeme gelmiştir. Şunu çok açık olarak söyleyebilirim ki; ne kahraman silahlı kuvvetlerimizin , ne fedakar polisimizin ve ne de cefakar korucularımızın bir zafiyeti yoktur. İkibinli yılların başında örgütü bitirme noktasına getiren bu kurumlarımızdır. Şu anda da kanları ve canları ile bu mücadeleyi verenler de yine onlardır.

Sorun; zafiyet değil MORAL sorunudur. Düzmece iddialarla Jandarma, Özel Harekat, Özel Kuvvetler, SAT, SAS ve Polis Özel Harekat mensupları teröristlik suçlaması ile cezaevine atılmışlardır. Şahsım da dahil olmak üzere bu insanların ortak özelliği “terörle mücadelede” başarılı kişiler olmalarıdır. Suçlanan ve tutuklu bulunan bu insanların arasında vücudunda kalan terörist bombası parçaları nedeni ile cezaevi girişinde X Ray cihazından tabiri caizse “ötmeden” geçemeyen kahraman gazilerimiz vardır.

Halen görevde bulunan, kanları ve canları pahasına mücadele eden arkadaşlarımızın bu durumdan olumsuz etkilenmemeleri mümkün müdür?

Kamuoyumuz şunu çok iyi bilmelidir ki; Ordumuz, polisimiz ve korucumuz bu belayı yine defedecektir. Bu mücadeleyi uzun yıllar vermiş biri olarak bana inanınız. Kurumlara olan güveninizi kaybetmeyiniz… Önemli olan ülkeyi yönetenlerin gözlerindeki bağı çıkararak gerçekleri görmeleridir.

Saygılarımla…

Atilla UĞUR
E. J. Kd. Albay
Silivri Toplama Kampı”



Odatv.com  / 6 Temmuz 2010

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code