19 Haziran 2010 Cumartesi

Cengiz Çandar PKK'lı mı?

İnanmayacaksınız ama bir günümü. Cengiz Çandar gibi birinin yanlı, sığ ve bir biriyle çelişen yazılarını okumak ve not tutmakla geçirdim.


Elbette benim gibi bir “Ergenekoncu” da birden bire Cengiz Çandar aşkı depreşmez.


PKK Sempatisiyle yakından tanıdığınız Çandar bugün Diyarbakır’da yargılanacak olan teröristlerin yargılanmasının ne kadar yanlış olduğu yönünde bir yazı yazdı.


“Devlet, hükümet ve PKK'nın kör takipçilerine” başlıklı yazısında Çandar sadece yargılamanın gereğini ya da içeriğini eleştirmekle kalmıyor. PKK adına savaş ilan ediyor.


Gelin Hükümet ve Başbakan’a uyarılarında bulunduğu bu hezeyanları birlikte okuyalım. Ama paragraf paragraf ve kendi eski yazılarından karşıt görüşler ekleyerek.


Yazının bütünlüğü bozulmadan okuna bilmesi bakımından kaynakları makalenin en sonunda değil, ilgili alıntının bittiği noktada vereceğiz.


“Diyarbakır’da yarın Türk adalet tarihinin en ‘skandal’ davalarından biri Özel Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak. Skandal yönü sadece hukuku değil siyaseti de birebir ilgilendiriyor. Bir ‘siyasi skandal’ davası yani.


Türkiye’nin önündeki korkutucu ‘kanlı yol haritası’nın ilk adımı sanki.


Ekim ayında Habur’dan giriş yapan kimisi Kandil’den kimisi Mahmur kampından gelen 34 kişiden 30’u yargı önüne çıkacak. Kalan 4 kişi yaşı tutmayan çocuklar olduğu için şimdilik- Türk yargısından yakayı kurtarmış durumdalar.


Mahkemenin önüne ağır ceza talepleriyle çıkartılacak olan 30 kişiye yüklenen suçların başında ‘örgüt üyeliği’ geliyor; yani yasadışı PKK üyeliği.”


- Dikkat terör yada terörist sıfatı hiç kullanmıyor -




”Bundan daha komik bir suç isnadı olabilir mi?


Söz konusu kişiler zaten ‘PKK üyesi’ olarak ve PKK’nın İmralı’daki liderinin çağrısı üzerine Habur’dan giriş yapmamışlar mıydı?




Geliş gerekçeleri, ‘Açılım süreci’ne ivme kazandırmak olarak açıklanmamış mıydı?


Geldikleri ve Habur sınır kapısından girdikleri anda ‘Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak ya da ‘teslim olmak’ amacıyla gelmediklerini açık açık söylememişler miydi?


Sıradan bir boşanma Davasında bile UYAP Sisteminden Hâkim ve Savcı seçildiği bir düzende ayarlanmış savcıların gönderildiği o gün orada kurulan seyyar AKP Mahkemesinin “gelenleri salıvermek üzere” yaptıkları “yargılama” ya itiraz etmemekle ilk yanlış düğmeyi iliklemişti Cengiz Çandar.


O nedenle sonraki düğmelerin hepsi yanlış oldu.


Devam ediyor Cengiz Çandar;


”Habur’da sorguları yapılırken, kim oldukları bilinmiyor muydu? Ne dedikleri kayda geçmemiş miydi?


Aradan 8 ay geçtikten sonra 30 kişiyi sözü edilen suçlamalarla yargı önüne çıkartmanın verdiği ‘mesaj’ nedir?”


8 ay değil, 8 sene önceki bir faraza üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin neredeyse tam kadro adliye koridorlarına taşındığı günler Cengiz Çandar aya mı çıkmıştı diye sorası geliyor insanın.


”Aralarında bazıları mart ayında Nevruz münasebetiyle yaptığı konuşmalardan da yargılanacaklar. Bunun için marttan hazirana kadar üç ay ne için beklendi acaba?”


Yargılanma Yüksek Tecrübesi olan biri olarak ben cevap vereyim kendisine;


Ben ve 1. Ergenekon Mağdurları hâkim karşısına çıkmak için 17 ay hem de F Tipi Cezaevinde neyi beklediysem onu tabi ki.


Yani iddianameyi.


“Diyarbakır’da yarın mahkemeye çıkartılacak kişiler, eğer Kandil’de ellerinde silah veya Mahmur’da istedikleri gibi konuşabilecekleri halde kalmaya devam etseler, bugün Türkiye’de uzun yıllar cezaevinde yatacak şekilde yargılanmamış olacaklardı?”


Evet doğru, Yıllarını terörle mücadele ederek geçiren her kademeden TSK Mensupları tipik Nato Askeri gibi davranıp, ABD ve AB’nin kucağında semiren PKK Terör Örgütü ile mücadele etmemiş olsalardı, hayatları boyunca mahkeme görmeye bilirlerdi.


Çandar çok iyi biliyor olmalı ki, bu kişilerin seyyar AKP Mahkemelerinde önce salıverilmek üzere yargılanıp serbest bırakılması, sonra ise yargılanmalarının altında, hükümet ile terör örgütü arasında yapılan anlaşmanın Türk Milletinden gelen büyük tepkiden sonra Hükümet tarafından tek taraflı olarak iptal edilmesinin bir sonucudur.


Nitekim bu çelişkili durum başta Başbakan ve hükümet üyelerinin “Çok güzel şeyler oluyor” dan, “Habur da yapılanlar kabul edilemez” çizgisine getirmiştir.


Karşılamadan hemen sonra “Çok güzel şeyler oluyor” diyen Hükümet, aslında oraya gelen insanları ayarlı savcılar eliyle serbest bırakmakla “çok güzel” bir şey yaptığını düşünüyordu.


Hatta belki de halende öyle düşünüyorlardır.


Ancak halkta gelen tepki sizin çizginizde olan Hükümet ve Başbakanı geri adım atmaya itmiş, devlet töreni ile yapılan karşılamadan birkaç gün sonra bir savcı çıkıp “Onlar yargılanacak, gıyaplarında iddianame hazırlanacak” diyerek Hükümetin anlaşmadan caydığını işaret etmişti.


İşte algılamakta zorlandığınız, beklide taktığınız at gözlüğü nedeniyle görüş alanınız dışında kalan en büyük çelişki burada.


Bu ülkenin bilim adamları, askerleri, siyasi parti siderleri, sendikacıları, sivil toplum kuruluşu yöneticileri soyut iddialar ve yalan beyanlarla 17 ay F Tipi Cezaevlerinde iddianame beklerken, hangi suçlara karıştıkları, hangi şehitlerin katilleri olduğu belli olmayan eli kanlı teröristler tutuksuz olarak iddianame beklediler.


Ergenekon İddianamelerini yazılarına ilham kaynağı olarak gören Çandar, KCK İddianamesinde yer alan Celal Ağabeyi ve Ahmet Ağabeyi arasındaki konuşmaların yayımlanmasından duyduğu rahatsızlığı şu şekilde ifade ediyor.


”Bir yandan da Diyarbakır’da pek yakında KCK duruşmaları başlayacak. İddianameden bölümler her gün medya sayfalarına düşüyor. Bunlar arasında Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin Türkiye’de bir siyasi parti genel başkanı olduğu sırada kendisiyle görüşen Ahmet Türk’le yaptığı konuşmalar da çarşaf çarşaf yayımlanıyor.”


Bu hassasiyetin sahibi Çandar 15 KASIM 2009 tarihli “Telekulak” “Ergenekon'a karşı” veya “Denizler durulmaz dalgalanmadan” Başlıklı yazısında;


Şu “Telekulak” konusu, ne yalan söyleyeyim, bende hiçbir tedirginlik yaratmıyor. Tam tersine, “Telekulak” patırtısı kopartanlardan irkiliyorum ve kopartılan bu gürültünün “Ergenekon karartması” amacına hizmet edeceğinden kuşkulanıyorum.


(…) “Yargıtay da dinleniyormuş” haberi patladığı ve bu haberin balon olduğunun henüz ortaya çıkmadığı bir sırada, ( Oysa bal gibi dinlendiği ortada ) yakın çalışma arkadaşlarım, konuyu aramızda tartışırken, benim ağzımdan “Artık bu kadar da kepazelik olmaz. Buna bir yerde dur denmeli” gibisinden bir görüş çıkmasını umuyorlardı.


“Benim” dedim “bu ülkede halihazırdaki yüksek yargıçlara sırf taşıdıkları sıfatlarından ötürü bir özel saygım yok. (..) Dolayısıyla, böyleleri pekala dinlenebilir; beni bunların dinlenmesinden ötürü ortalığı velveleye vermem, ‘Bu ne rezalet, demek ki hepimiz dinleniyoruz” diye bağırmaya başlamam gerekmez. İyi ki dinleniyorlar” dedim.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12950442&yazarid=215&tarih=2009-11-15


Dinleme konusundaki görüşlerini bu kadar net ifade eden Çandar bakın hassasiyetini nasıl dile getiriyor. – KCK İddianamesinden bahisle -




”Bir yandan da Diyarbakır’da pek yakında KCK duruşmaları başlayacak. İddianameden bölümler her gün medya sayfalarına düşüyor. Bunlar arasında Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin Türkiye’de bir siyasi parti genel başkanı olduğu sırada kendisiyle görüşen Ahmet Türk’le yaptığı konuşmalar da çarşaf çarşaf yayımlanıyor.”
‘Ortam dinlemesi’ yoluyla elde edilerek iddianameye alınan bilgiler.


Bunların arasında dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner’in yani devletin çok üst düzey bir yetkilisinin bazı PKK yetkilileriyle yaptığı görüşmeler de var.


Mit Erzincan Müdürü ve personelinin bir haber kaynağı ile ilgili konuşmaları bırakın haber yapılmasını, bir davaya konu oldu ve adını zikrettiği Mit Müsteşarının eleştirdiği şekilde, biri Mit Müdürü olmak üzere 3 Mit Personelinin hukuksuzca tutuklanmasına neden olmuştur.


Çandar bu konuyu bilmiyor olabilir mi?


Peki, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili, İstanbul, Ankara Cumhuriyet Başsavcılarının, Ergenekon Davası Mahkeme Başkanının, Yargıtay Üyelerinin “Ortam Dinlemesi” yoluyla elde edilen görüşmelerine ne buyurur “sayın” Çandar?


”Bu iddianamenin mantıki sonucu, Irak Cumhurbaşkanı’ndan MİT Müsteşarı’na uzayan bir yelpazede birçok ismin de, KCK sanığı seçilmiş belediye başkanlarının ve onlarca sanığın yanına dikilerek yargılanmaları olması gerekir.”


Saldıray Berk’i gizli ve sahtekar tanıkların vaadlerle alınmış ifadeleri dayanak sayılarak mahkemeye çıkarılmaya çalışıldığında Cengiz Çandar başka bir gezegende miydi?


Peki Ergenekon İddianamesinde yayınlanan MİT’in Ergenekon Şemasında patronu Aydın Doğan ile birlikte, kaç tane Genelkurmay Başkanı var. Nice "saygın" insan var, şemanın aleni hale gelmesine engel teşkil eden.


Ve bu nedenle kimlerin yargılanması gerekiyor. Çandar bunları biliyor mu?


”PKK ile irtibatlandırılan bir iddianamede bu isimlerin kamuoyunun hedef tahtasına yerleştirilmesi ne anlama geliyor peki?”


Sadece PKK değil, DHKP-C, İbda-C ve gelmiş geçmiş tüm terör örgütlerinin anası ( Ya da çatısı ) olarak takdim edilen bir “Örgüt” ile Türk Silahlı Kuvvetlerini eşitlemek ne anlama geliyorsa bu da o anlama geliyor.


Bu arada bir bilgi vereyim. Hayatı boyunca kendisini Türk Milliyetçisi olarak tanımlayan şahsım İddianamede DHKP-C üyesi olarak görünüyorum.


İşte tüm PKK davalarına katıldığı halde yolu Silivri Çadır Tiyatrosundan geçmeyen Çandar ve benzeri familyanın iman ettiği Zekeriya Öz iddianamesi böyle bir uyduruk harf yığını.


Onlar Silivri’ye gelemezler. Zira yazdıkları yazılardan utanırlar. Uykularından uyanabilirler. Varsın gelmesinler zaten. Onların olduğu her ortam kirlenir.


Peki, PKK ile irtibatlandırılan Barzani ve Talabani’ nin gerçekte PKK ile ne kadar derin bir hukukları olduğunu Cengiz Çandar bilmez mi?


Kaldı ki bunların iddianamelere yazılması şart değil.


At gözlüğü takmamış on yaşındaki çocuğa bile sorsanız bunları size söyler.


”Bu ‘bölge fotoğrafları’nı alt alta toplarsanız, buradan bir ‘devlet aklı’ çıkmaz. Çıkmıyor. Hiçbir tür ‘akıl’ da çıkmaz zaten. Çıksa çıksa, devletin ‘savaş ilanı’ mesajları çıkar.”


Bakın bu yargılamayı “Savaş İlanı” olarak gören Çandar “İç Savaş” olarak gördüğü “Ergenekon Davası” hakkında neler söylüyor.


16 TEMMUZ 2008 tarihli “Ergenekon ya da ‘iç savaş’ ta tarafsızlık..” Başlıklı yazısı;


“İç savaş”lar, Cumhuriyet-Demokrasi dengesinin kurulması ve ulusal birlik için, çok kez, elzem olmuştur.”


Kaypaylık yada ipine göre oynamak bu olsa gerek!!


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9445256&yazarid=215&tarih=2008-07-16




Peki bu görüşlerin sahibi Cengiz Çandar konu Türk Silahlı Kuvvetleri olunca nasıl “Bağımsız Sivil Yargı” dan taraf oluyor, gelin kendi yazılarından inceleyelim.




30 Ekim 2009 tarihli “Askerler için ‘hesap verme’ zamanı...” başlıklı yazısından alıntılar.


(..)


Askerin sivil denetim altında bulunması ilkesine, mutlaka, sivil yargı önünde “hesap verme” (accountability) ilkesi eşlik etmeli. Tabii, sözünü ettiğiniz “rejim”in “demokratik” olması gibi bir amacınız varsa.


(..) Türkiye, Cumhuriyet'in 86. Yılını bir kez daha “demokrasi sancıları” içinde “idrak etti”. İşin en ironik tarafı, Cumhuriyet'in kuruluşunda başrolü oynamış bir kurum olan Silahlı Kuvvetler'in “denetim” ve “hesap verme”ye karşı direnişinden ötürü.


(..) TSK'nın tümüyle “sivil yönetim”e tabi olması, sivil yönetim ve demokratik yasaların öngördüğü biçimde “denetlenebilmesi” ve orada “yasa dışına düşme durumları” olduğunda bunun sorumlularının “sivil yargı önünde” “hesap verebilmesi” gerekiyor.


PKK’lıların yargılanmaması için PKK adına aba altından sopa gösteren ve Hükümeti uyaran Cengiz Çandar, Başbakan’ın askerleri nasıl yargıya teslim etmesi gerektiğini de tarif ediyor.


(..) Şu “cunta-darbe” işine ismi karışan tüm isimleri soruşturmanın selameti için açığa almak, soruşturmanın önünü açmak, sorumluları “sivil yargı”ya teslim etmek. Atabileceği ön ve asgari adımlar bunlar.


Çandar ibretlik yazısını şu şekilde bitiriyor.


“Gün, Genelkurmay'ı denetlemek ve sivil yargı karşısında hesap vermesini sağlamak günüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin selameti ve geleceği için.”


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12815499&yazarid=215&tarih=2009-10-30


Çandar “Darbecilik ve cuntacılığa inen balyoz…” Başlıklı 27 ŞUBAT 2010 tarihli yazısında;


“Ergenekon soruşturması kapsamında bugüne dek gözaltına alınan ya da tutuklanan orgeneralleri, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Kemal Yavuz ve Tuncer Kılınç'ın tümünün bir şekilde serbest kaldıkları, dört duvar ve demir parmaklıklar ardında tek bir orgeneralin bulunmadığı hatırlandığı takdirde akla ne gelebilir?”


Böyle bir özlem olsa olsa bir PKK’lıda olur herhalde değil mi?


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=13949402&yazarid=215&tarih=2010-02-27


“PKK kim, kaç tane PKK var?” Başlıklı 31 Mayıs 2009 tarihli yazısında Çandar PKK’yı şu şekilde tanımlıyor.


“PKK, Cumhuriyet'in ilk döneminden beri kendini gösteren, çeşitli isyanlarla kendisini ilan eden ve bir türlü çözülemeyen Kürt sorununun 20.Yüzyıl'ın son çeyreğinin uluslararası ve yerel şartlarında ürettiği bir silahlı Kürt örgütlenmesi ve faaliyetinin adı.


Bundan kaç tane var?


Birkaç tane. Lideri bir tane. İmralı'da.
Askeri lider kadrosunun en üst kademesi Kandil'de.
Mali kaynakları ve sivil örgütlenmesinin önemli bölümü Avrupa'da. Hatırı sayılır ölçüde kitle ve psikolojik desteği Türkiye'de ve özellikle Güneydoğu'da.”


Ne kadar masumane değil mi? Çeşitli isyanlarla kendisini ifade eden bir örgütlenmeymiş. Biz boşu boşuna adamların karşısına silahla dikilmişiz.


Oysa bir KÜRT KULLANMA KLAVUZU yeterliymiş.


Peki PKK’yı bu şekilde legalize eden Çandar “Ergenekon” u nasıl tanımlıyor dersiniz.


İşte Çandar’ın “Ergenekon” tanımı;


“Ergenekon'un “en kestirme” tanımı ne olabilir?


Türkiye'de askeri darbe yoluyla seçilmiş hükümeti bertaraf etmek, hükümetin çoğunluğuna dayandığı parlamentoyu işlevsiz kılmak için, askeri darbeye meşru ortam sağlamak için faaliyette bulunmak.


Bir askeri darbeye görünürde ne meşru ortam sağlayabilir?


Şiddet ortamı. Suikastlar ve sabotajlar, büyük kitle çalkantıları.”


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11763688&yazarid=215&tarih=2009-05-31


Küstah Çandar “TSK’ya el atın” diyor.


Çandar “İlker Başbuğ'un ‘savunma’sına dair” başlıklı 27 HAZİRAN 2009 tarihli yazısında;


”İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı koltuğuna oturunca ilk icraatlarından biri olarak bir generali, hapishaneye Ergenekon tutuklusu emekli generalleri ziyarete gönderdi. (..)


Bu kadar “bulgu” ardarda sıralanınca, “TSK'dan elinizi çekin” mesajı, ister istemez, “TSK'ya el atın” mesajına dönüşmek zorunda kalıyor.”


Çandar’ın bu ifadesine göre “TSK’ya el atan” çıktı mı bilmiyorum. Ama anlamına gelen bu yazısı Türk Milleti adına karar veren Türk Yargısı tarafından “PKK dan elinizi çekin”“PKK’ya el atın” şeklinde algılanabilir.


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11953994&yazarid=215&tarih=2009-06-27


“Ergenekon 2: Cin Şişeden Çıktı” başlıklı 21 TEMMUZ 2009 tarihli yazısında Çandar;


“İkinci Ergenekon Davası”nın başlaması başlı başına, Türkiye'de bugüne dek rastlanmayan bir olay olması bir yana, yakın geçmişte rastlanmasına ihtimal bile verilmediği göz önüne alınırsa, “tarihi” bir adımdır.


Türkiye'de demokrasi yolunda, “hukukun üstünlüğü”nün sağlanması yani hiçbir sıfatın ve mevkiin “hukukun üzerinde olamayacağı”nın ortaya çıkması bakımından “dev” bir adımdır.”


Diyor.


Bu görüşlerin sahibi yazımıza konu olan yazısıyla “PKK Hariç” diyor, yani PKK’ya dokunulmazlık istiyor.


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12116143&yazarid=215&tarih=2009-07-21


Çandar’ın hedefinde bu kez HSYK var. "HSYK'dan üzüntü ve kaygı duymak". Başlıklı 19 TEMMUZ 2009 tarihli yazısında;


”HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'u Ergenekon sanıklarıyla gösteren fotoğraflar ve kendisinin Ankara'da “Kent Oteli Toplantıları” adı verilen ve “ikinci Ergenekon iddianamesi”nin baş sanıkları Şener Eruygur ve Hurşit Tolon gibi isimlerle birlikte katıldığı toplantılara ilişkin haberler.


Hatta, haberleri okuduğunuz vakit, adı geçen HSYK üyesinin pek yakında kamuoyunun önüne bir “Ergenekon sanığı” olarak çıkmasının hiçte yabana atılmaz bir ihtimal olduğunu seziyorsunuz.”


Bir fotoğraf ve yasal bir toplantıya katılmayı bile “Ergenekon Sanığı” olmak için yeterli gören Çandar, PKK Terör Örgütü Üyesi olduğunu açıkca ifade ettiği kişilerin yargılanmasını “Skandal” olarak değerlendiriyor.




Diyarbakırda yargılanacak olan PKK Teröristlerine Mahkeme ne ceza verir, bu cezayı isteyen savcılar ve o kararı veren hakimlere Çandar neler söyler bilinmez ama kendisini bir tarafı gibi hissettiği “Ergenekon Davası” nın savcıları için aynı makalede şu satırlara yer veriyor.


“Ergenekon savcılarının üzerinde topladığı bulgular ve buna göre üzerinde çalıştıkları dosyanın içeriği böyle şeyler.


Ve HSYK, böyle savcıları ışınlamak istiyor.


Ülkeniz adına “üzüntü ve kaygı” duymaz mısınız?”


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12101600&yazarid=215&tarih=2009-07-19


Bölücü ve vatan haini terör örgütünün varlığına hiç itiraz etmeyen, hatta onları yok etmeye çalışan TSK’yı hedef tahtasına oturtan Çandar, 5 temmuz 2007 günü; “Hukuk devletinde ‘vatansever çeteler’ olmaz.” Başlığını atıyor yazısına.


Söz konusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ve Atatürkçü – Vatanseverlerin yargılanması olunca adalet ve hukuk duyguları depreşen Çandar’ın PKK’lıların yargılanmaması konusunda neler yazdığını bir kez daha hatırlattıktan sonra iki yüzlülüğü daha iyi anlayabilirsiniz..


”Çetelerin adını aklımızda tutmakta zorlanıyoruz. Her gün yeni bir çete ortaya çıkıyor, çıkarılıyor.”


“Ümraniye çetesi” adı belleğimize yerleşmişken, ortaya çıkan en sonuncu “çete”nin tumturaklı bir adı var: “Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi”. (..)


Bu “paramiliter” örgütlenmelerin, Tandoğan-Çağlayan vs. mitingler dizisiyle ilişkileri de hafif hafif kendisini belli ediyor. Bu mitinglere ilişkin, katılanlardan ziyade “organizatörler”i vurguladığımız vakit, bazıları pek sinirlenmişti ama gelişmeler, “iyi niyetli ve asabi katılımcılar”dan ziyade, bizi haklı çıkarıyor.


Hükümetin, “çeteleşme”nin üzerine kararlılıklı gitmesi, gittiği yere kadar gitmesi ve bu çeteleşmeyi deşmesi, ardındaki tüm bağlantıları ortaya çıkartma kararlılığını göstermesi ile gerçekleşebilecek.


Seçimlerin selameti de, seçimlerden sonra ortaya çıkacak Türkiye'nin esenlikli geleceği de, herşeyin üzerinde buna bağlı: Devletin, çetelerden temizlenmesine, bir “hukuk devleti” haline gelmesine...


Milyonlarca İnsanın katıldığı mitingleri bile terör faaliyeti olarak gören Çandar’ın bu iki yüzlüğü karşısında şapkamız olmadığı için saçlarımızı kazıtıyoruz.


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6834628&yazarid=215&tarih=2007-07-05


"Ergenekon, Orhan Pamuk, TÜSİAD, vs"... başlıklı 25 OCAK 2008 tarihli yazısında Çandar, her yere her türlü silahı saklama ve bu silahlarla her türlü eylemi yapma yeteneğine sahip bir örgüt olarak gördüğü kişiler için


“Nobelli yazar Orhan Pamuk'a suikast planlayan Ergenekon çetesi üyeleri bu eylem için 2 milyon YTL ve Glock marka silah arıyordu”.
Yalanını satırlarına taşıyordu.


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8097910&yazarid=215&tarih=2008-01-25


PKK ve bölücü her türlü ayrımcılığa kapılarını sonuna kadar açan ve onları demokratik haklarını arayan kişiler olarak gören Çandar, “Tayyip Erdoğan'ın Ergenekon'la da 'uzlaşma'sını istiyor musunuz” başlıklı 5 AĞUSTOS 2008 tarihli yazısında bakın neler söylüyor.


”Bu arada, Ergenekon, almış başını gidiyor. Ülkemizin ve insanlarının, alçak ve hain bir "cinayet şebekesi"nin hedef tahtasında olduğu, ortaya saçılan belgeler ve bilgilerle belli. "Uzlaşma"ya Ergenekon'un asla girmemesi gerekir.


Zira, katillerle "zulüm"le uzlaşılmaz. "Zulme" ve "zalime" karşı tarafsızlık ilan edilmez..”.


PKK’lı Teröristlerin yargılanmaması için amuda kalkan Çandar’ın bunları yazdığına inanmak zor değil mi?


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=9588046&yazarid=215&tarih=2008-08-05


"Erbil'de Ergenekon'u farketmek"... Başlıklı 18 ŞUBAT 2009 tarihli yazısında Çandar;


Erbil izlenimlerine ilişkin en anlamlı sözü Abant Platformu'nu düzenleyenlerden birinden işittim. ( Abant Platformunu Fethullah Gülen ekibinin düzenlediğini hatırlatıp devam edelim )


Erbil havaalanına doğru Erbil ile Selahaddin arasındaki Khanzad otelinden yola çıktığımızda bana;


“Burayla ne kadar güçlü bir beraberlik imkanı var. İnsanlar bizlere ne kadar sıcak ve istekli. Bunca yıldır buraya uzak durmamızı, burayı düşman toprağı gibi görülmesini isteyenlerin Ergenekoncular olduğunu anladım" dedi
Kürtlere ilişkin herşeyde “Ergenekon”un bulunduğu kesin.


Bu mantıkla Çandar’ın yargılanmasını “Skandal” olarak değerlendirdiği PKK Teröristlerini “Ergenekoncu” ların yargılattığını, hatta yargıladığını söyleyebiliriz !!


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11026881&yazarid=215&tarih=2009-02-18


Kemik Peşinde koşanlar kafilesine meğer Çandar da dahil olmuş, “Ergenekon, Silopi kazıları, Balbay günlükleri” Başlıklı yazısından birkaç satır;


Ergenekon'un toptan bir “yalan” olduğunu ileri süren, bunca zamandır sulandırma ve karartma için ellerinden geleni esirgemeyenlerin tutundukları dal, Ergenekon'un siyasi iktidarın elinde muhalefeti susturmak için bir araç olarak kullanıldığı tezi.


“Silopi kazıları” tam da bu bakımdan önemli. Toprağın altından çıkan ve çıkması beklenen kemikler ve kafatasları, bugünkü iktidar partisi ortada bulunmadığı bir döneme, 1990'lara ait.


Yakın geçmişimiz misli görülmemiş hukuk dışılığının ürünleri, bugün ortaya çıkabiliyorsa, bu ancak Ergenekon soruşturmasının arkasında güçlü bir “siyasi irade” bulunmasıyla mümkün olabilir.


( Bu kazılardan çıkan birkaç küçük kemik parçasının hayvanlara ait olduğunu hatırlatalım )


http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11252395&yazarid=215&tarih=2009-03-20


Bütün bu kendi yazıları ışığında soruyoruz.


Birileriyle çekilmiş bir fotoğrafı bir “Örgüt” e üye olmanın yegane delili olarak gören, kendiside PKK Kamplarında Teröristlerle samimi pozlar veren Çandar PKK’lı mı?




Bir davadan yargılanan insanların yakınlarını Televizyona çıkarmayı Psikolojik Savaş olarak gören, Onları haklı oldukları noktada destekleyen Siyasetçileri “Terörist Avukatı” olarak değerlendiren Çandar,
Onbinlerce Vatan evladının şehit olmasına neden olan kanlı örgütün avukatlığını neden yapıyor.


Çandar’ın bu yaptığı bu gün başlayacak olan dava için “Adil Yargılamayı etkileme” suçu değilse nedir?




Bekir Öztürk - BHaber




17.6.2010 / AÇIK İSTİHBARAT

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code