19 Haziran 2010 Cumartesi

Bin Yüzlü Adamlar...Padişahın Sol Parmakları

Muhafazakâr da kendisi, liberal de...
Milliyetçi, dinci, laik, radikal İslamcı, solcu, Atatürkçü hepsi kendisi!
Amerikan dostu-Amerikan düşmanı; İsrail dostu-İsrail düşmanı...
Kürtçü, Türkçü, O anda işine ne gelirse!
Facebook'ta da varlar, twitterda da..
"Hiç bir şeyden geri kalmak yok, yola devam!"
Adam, "açılım" adı altında PKK ile her türlü çirkin pazarlığı yapmış;
bu hıyanet politikasına karşı çıkanları yıllardır zindanlarda tutuyor;
kapısına bağladığı gazeteci bozuntuları, iki yıldır "Öcalan'sız çözüm zor" şeklinde yazılar yazmışlar;

Üst düzey istihbarat yetkilileri defalarca Öcalan'ın ayağına gönderilmiş;
Teröristler hakime ve kaymakama karşılatılmış,
Kuzey Irak'taki eşkiyaya "abi" denilmiş,

Yine de karşımıza geçmiş, "MHP'si, CHP'si, İmralısı el ele verdiler, bizi yıkmaya çalışıyorlar" diye Kırkpınar cazgırı gibi bağırıyor.

Hangi televizyonu açsanız karşınızda bu adamlar.

Konu: "Türkiye'nin ekseni mi kayıyor?"Tartışmacılar da istisnasız hep aynı isimler. İktidara bağlı gazete ve televizyonlarda yağlı kapı bulmuş tipler.

Bu insanların, hiç mi uykuları gelmez, hiç mi tuvalete gitmezler, hiç mi çamaşır değiştirmezler; ya da ellerinde bavulla, yorganla falan mı geziyorlar, anlamak mümkün değil.

Anlamak mümkün değil, çünkü bu tür yayınların tamamı canlı olduğu için, 3 saat önce bir televizyon kanalında şakırdayan bu adam ve kadınlar, bir bakıyorsunuz başka bir kanalda aynı kıyafetle ahkâm kesmeye devam ediyorlar.

Başbakanlarına yağ çekmek için birbirlerini çiğniyorlar.
Hükümetle ilgili, özellikle Başabakan'ın şahsıyla ilgili bir şey söylendiğinde acayip telâşa kapılıyorlar; saldırganlaşıyorlar.

"Başbakan seyrediyorsa ve ben sessiz kalmış gibi olursam" diye ödleri kopuyor. Akıllarına hemen ballı maaşları geliyor. Leşi elinden alınmış sırtlan gibi diş gösteriyorlar.
Hepsi birer hükümet sözcüsü, hepsi birer buğday dövücünün hık deyicisi.
Herkes padişahın sol parmağı!


Bu utanç verici vazifeden alınmak korkusuyla çamurlaşıyorlar, adileşiyorlar, iftira atıyorlar, gıybet yapıyorlar, yalan söylüyorlar, çarpıtıyorlar.

Kendilerine herşey hak, başkalarının nefes alması bile suç!

Örneğin, geçenlerde bir programda, cemaatin çelik tencere şirketinden "medya grup başkanlığına" tayin edilmiş olan bir zat, "eksen kayması" denilen şeyin neden korkulacak bir şey olmadığını anlatıyor:
"Türkiye, ortadoğuyla da batıyla da, Avrasya'yla da iyi ilişkiler kurabilecek bir ülke. Kimse Türkiye'nin sadece Batı'ya endekslenmesini beklemesin.Biz büyük bir devletiz, menfaatimiz hangi ülkeyle işbirliği yapmamızı gerektiriyorsa onu yaparız"

Doğru bir yaklaşım da sen ne zamandır böyle düşünmeye başladın?

Örneğin,

Senin Başbakan'ın Türkiye'nin AB'ye alınması için Kıbrıs'ı feda ettiğinde,
Almanya ve Fransa'ya Airbus rüşveti verdiğinde,

Türk Devleti'nin egemenliğini ortadan kaldıran her dayatmaya kayıtsız şartsız "evet" dediğinde,
"AB bizi oyalıyor" diyenler "darbeci, statükocu" ilan edildiğinde de böyle düşünüyor muydun meselâ?
Irak'ta yıkılmamış cami, tecavüz edilmeyen kadın, katledilmeyen vatansever bırakmayan ABD askerlerine "tezkere" desteği verilirken de böyle düşünüyor muydun?
Hem adama şunu da sorarlar:

"Milli menfaatler öyle icap ediyorsa, bölge ülkeleriyle işbirliği yapılabilir" fikri sana kimi hatırlatıyor bir düşün bakalım?

Tuncer Kılınç'ı hatırlatıyor değil mi?

Peki Tuncer Kılınç, her devlet adamının savunması gereken bu fikri savunduğu için sabaha karşı evi basılıp gözaltına alındığında ve "avrasyacılık" suçundan (öyle bir suç olduğunu da sayenizde öğrendik) Ergenekon sanığı yapıldığında senin gazeten hangi manşetleri atmıştı?

Sen şimdi bu manşetleri atmış bir adam olarak utanmıyor musun "avrasyacılık" yapmaya, tencereci?
Bir MGK Genel Sekreteri'nin Türkiye'nin dış politika alternatifleri konusunda kafa yorması suç, senin gibi bir tencerecinin başımıza "eksen uzmanı" kesilmesi hikmetten...

Başbakan'ı Obama tarafından İran'da görevlendirilip sonra da ortada bırakıldı ya; şimdi mecburen "bağımsızlıkçı" takılmak gerekiyor.
Hepimiz aptalız, bir tek Başbakan'ı ve kendisi akıllı..


Programda bu tencereciye, "Başbakan yahudi lobisinden ödül almıştı" hatırlatması da yapıldı.
Cevap şu:
"İsrail devleti ile İsrail halkını temsil eden sivil toplumu birbirinden ayırmak gerekir. Biz, asla İsrail halkına karşı değiliz. O ödül, Sayın Başbakan'a İsrail halkı tarafından verilmiş bir ödüldür..."


Dikkat edin, burada da "solcu" kılığına girmesi icap etti tencerecinin.
"Halklar, devletler" filan...
ABD'deki yahudi lobisi, gariban İsrail halkının temsilcisiymiş!
Katliamları yapan onlar değil, İsrail devletiymiş!
Başbakan'ı da aslanlar gibi İsrail devletiye mücadele ediyormuş!
ABD'deki yahudi lobisi, yani İsrail devletinden bile güçlü olan, İsrail devletini yönlendirebilen yahudi lobisi, devletin değil halkın temsilcisiymiş!


Yazık sana, yazık...

Seni ekrana çıkarıp 5 saat konuşturana da yazık!


Ekseniniz kaysa yine iyi; şaftınız dağılmış sizin,


Motoru iyiden iyiye bozmuşsunuz...



fasibel@gmail.com




Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat / 15.6.2010

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code