14 Mart 2010 Pazar

Yapma Hocam; Din kardeşiyiz!



Müyesser YILDIZ’ın haberi


Fethullah Gülen 9 Mart’ta Avukatı Orhan Erdemli aracılığıyla Oda Tv’ye bir açıklama gönderdi.


Gönderdiği açıklamada, “Faaliyetlerinin tamamen ilmi ve fikri nitelikte olduğunu, bu faaliyetlerin siyasi veya ideolojik bir hareket/örgüt niteliği bulunmadığını, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan bütün siyasi partilere eşit yakınlıkta durduğunu, çalışmalarında belli bir hareketin desteklenmesi veya kendi görüşlerine göre yönetimi biçimlendirme amacı bulunmadığını” söyledi.


Gülen, benzer bir açıklamayı 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinden önce bir gazetede, “Gülenciler AKP diyor” başlıklı haber çıktığında da yaptı. Açıklama yine Avukat Orhan Erdemli imzalıydı ve şöyle deniliyordu:


“Belli siyasi kişilerin ve partilerin desteklendiği veya karşısında durulduğu yönündeki iddialar, müvekkilimin düşünce ve faaliyetlerinin yanlış algılanmasının veya yanlış anlatılmasının bir sonucu olabilir. Diğer yandan, ülkemizin değerli insanları, sağduyusuyla doğruyu kendisi takdir edebilecek ve seçimlerde hangi aday veya siyasi partiyi destekleyeceğine, kendi hür iradesi ile karar verebilecek düzeydedir. Bu nedenle müvekkilim, vatandaşlarımızın özgür iradesinin yazıda iddia edildiği gibi yönlendirilmesini, insanlarımıza saygısızlık olarak kabul eder. Bu vesileyle, Muhterem Fethullah Gülen’in hayatı boyunca yürüttüğü faaliyetlerin yegâne amacının, İslam’ın sevgi, barış, birlik ve beraberlik mesajlarının insanlara doğru biçimde anlatılması olduğunu, bu çalışmaların hiçbir makam, mevkii, maddi çıkar ya da siyasi beklenti ile bağlantısı bulunmadığını kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.”


Ne var ki cemaatin, seçimlerde AKP’nin desteklenmesi yönünde çalıştığı, özellikle Gül’ün “376 şartı” yüzünden Cumhurbaşkanı seçilememesini karşı, “Müslüman bir Cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek istiyorlar” propagandası yürütüldüğü görüldü.


Seçimlerden sonra AKP için ilk kutlama mesajı yayınlayan isim de Fethullah Gülen oldu. Gülen bu mesajında, “Türkiye’nin atlatılamaz gibi görünen çok ciddi badireleri atlattığını, halkın, ülkeyi fevkalade hallere sürükleyecek ve demokraside çatlamalar hâsıl edecek muhtemel tuzakları aşarak, büyük bir sükûnet içinde yeniden iradesini ortaya koyduğunu” vurguladı.


Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Gül’ü özel olarak tebrik eden Gülen, AKP hakkında açılan kapatma davasının sonucunu da “endişe ve heyecanla” Tv’den haklen izledi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, “AK Parti kapatılmamıştır” cümlesini duyduğunda ise o sırada yanında bulunan gazetecilere şunları söyledi:


“Miracın bereketi… Haşim Bey yüreğimizi ağzımıza getirdi… Güzellikler Allah’tandır. Kazanan Türkiye oldu.”


Gülen, 29 Mart yerel seçimleri öncesinde ise “Hükümeti zora sokmamak için dönmeyi düşünmediğini” açıkladı ve şu mesajları verdi:


“Ben hükümetin ehven-i şer ekseninde değerlendirilmesini doğru bulmam. Belki hayrı kasir-hayrı kalil ekseninde değerlendirmek lazım… Anadolu, her zaman kendine düşeni yapmıştır, yapmaktadır. Bizler de mevcut şartlar içinde kendimizi üçe beşe nasıl katlarız, bunun gayreti içinde olmalıyız… Bir fırsat var ve geçerse bu telafi edilemez. Onun için ‘keşke’ diyecek bir duruma gelmemek lazım… Fevt edilecek zaman yok… Bazı insanlar adanmışlık dinamizmini değerlendirir, dünyevi hesaba girmezlerse, birkaç zaman içinde büyük fetihler olacak inşallah…”


Gülen’in “yakın dostu ve arkadaşı” Hüseyin Gülerce de 29 Mart seçimleri öncesinde açıktan AKP’ye destek verdi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Melih Gökçek’e sahip çıkan Gülerce, “Hukuk dışı yollarla yapamadıklarını, yerel seçim fırsatını kullanarak yapmak... İşte Gökçek’in adaylığı bu oyunu bozdu. Fakat AK Parti iktidarını ilk günden beri hazmedemeyenler, asla pes etmeyeceklerdir. Önümüzdeki üç ay boyunca, bu oyunun değişik sahneleriyle karşımıza çıkacaklardır. Mahalli seçimler, AK Parti için seçimden de öte bir anlam taşıyor. AK Parti’nin sendelemesi isteniyor. Hafif yere düşse, üzerine çullanmaya hazır mevzilenmiş gruplar, güç merkezleri var. Hele şu Ergenekon davası...” dedi.




Gülerce 29 Mart seçimleriyle ilgili bir başka yazısında da şu görüşleri savundu:


“Bu seçimler, tarihi bir kavşak noktasında, önümüze şu tercihi koyuyor: Ya demokrasi, ya bürokratik vesayet... Ya yeni ufuklar, ya statüko...Ya Ergenekon’dan çıkış, ya hukuk dışındaki çetelere teslimiyet... Demokrasi isteyenlerin eli hiç bu kadar kuvvetli olmamıştı. Vesayet sahipleri, hiç bu kadar köşeye sıkışmamıştı… Darbecilere geçit vermek istemiyorsak, sandık başına. Vesayetçilerin cesaretini kırmak istiyorsak, sandık başına… Hiçbir seçim, 29 Mart’taki kadar önemli olmamıştır.”




13 Mart 2010 / avazturk.com

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code