8 Mart 2010 Pazartesi

Türk milliyetçilerine dokuz önemli soru










BİR:


‘Çağdaşlaşmak’, ‘batılılaşmak’ adına yaklaşık iki asırdan beri Avrupa’lıların ellerini eteklerini öpüyoruz, ama faydası yok!..



Yanıbaşımızda bir ‘Avrupa Birleşik Devletleri’ doğuyor!.. ‘İkinci Roma’ ya da ‘Yeni Roma’ olmaya yönelen bu oluşum, Türk milletinin geleceğini yakından tehdit ediyor!..



Türk milliyetçilerinin bu oluşum karşısında herhangi bir ‘alternatif projeleri’ var mıdır?..


Türk milliyetçiliğini temsil edenleri, açıkça “Avrupa Birliği’ne hayır” demek yerine, “Onurlu üyelik” ihanetine iten asıl sebep nedir?..


İKİ:


‘Amerikancılık’ adeta moda haline geldi!..


İşbirlikçi yönetimler, Türkiye’yi neredeyse ABD’nin ‘52’nci eyaleti’ haline getirdiler!..


Adamlar topraklarımızda ‘istedikleri gibi’ üs kuruyorlar, ‘kimseye danışmadan’ uçak kaldırıp orayı-burayı bombalıyorlar, yanıbaşımızda bir ‘fitne yuvası’ oluşturuyorlar, kimsenin gıkı çıkmıyor!..


Amerika ve İsrail ile ‘dost’ ve ‘müttefikiz’ ama her nedense hiçbir ‘Arap devleti’ ile dostluğumuz yok, ‘İran’ ile şaşı bakıyoruz, ‘Filistin’de, ‘Irak’ta, ‘Afganistan’da olup bitenlere kayıtsız kalıyoruz!..


Türk milliyetçisi kurum ve kuruluşlar nerede?


ÜÇ:


Türk milliyetçileri, ömürleri boyunca ‘bağımsızlığını kazanmış’ Türk İlleri hayali ile yaşadılar!..


Gelin görün ki tarih -veya talih- yarım yamalak da olsa böyle bir şansı 15 sene evvel ‘altın bir tepsi içinde’ ikram etti!..



Ama yürekleri bu hayal ile kavrulmuş olanların dilleri tutuldu, hala aptal-aptal bakıp duruyorlar!..


‘Turan’ ideali, yoksa artık ‘Avrupa ideali’ karşısında ‘çağdışı’ bir hayal haline mi geldi?..


‘Esir Türk İlleri’ ve ‘Orta Asya’ diye sayıklayan Türk milliyetçileri, ‘cemaatlerin’ tozunu bile yakalayamamaktan utanç duymuyorlar mı?


DÖRT:


‘Etnik ırkçılık’ cereyanları almış başını gidiyor!..
Artık bu ülkede neredeyse ‘Türküm’ diyenler neredeyse ‘ayıplanacak’ hale geldi!..


Türk milliyetçilerinin ‘Güneydoğu’ meselesi halkında ‘Kart-kurt teorisi’, ya da ‘Bu devleti beraber kurduk’ gibi kuru laflardan öte harhangi bir ciddi çözüm önerileri var mı?.
Kürt etnikçileri, Türkiye’ye ‘gündem’ belirlerlerken, Türk milliyetçileri ne yapmaktadır?


Bu vatan topraklarında Kürtler ve Kürtçüler kadar ‘ağırlığımız’ yok mu?


Türk milliyetçileri acaba utanmıyorlar mı?


BEŞ:


Türkiye’nin ‘Türklerin ülkesi’ olduğu unutulmuş görünen işbirlikçi idareciler tarafından, bir ‘mozaik ülke’ faraziyesi üzerine tezler kuruluyor!..


Sonra bu tezler çıkış noktası yapılarak ‘yerlilik’, ‘yerellik’, ‘Yeni Osmanlılık’, ‘Anayasal vatandaşlık’, ‘Türkiyelilik’ gibi ıvır zıvır teoriler üretiliyor!..


Milliyetçiler bu tartışmalara “Böldürtmeyiz, parçalatmayız, yan bakana yan çakarız, çizeriz, deşeriz, oyarız” gibi bıçkın kabadayı edasının dışında hangi ‘bilimsel tezler’ ile yaklaşıyorlar?..


‘Çiçek bahçesi’ tezi ile diğer tezler arasındaki fark nedir?..


ALTI:


Türkiye ciddi bir ‘demokrasi’ problemi yaşıyor!.. ‘Milletin oyları’ ile seçilip işbaşına gelenler, ‘milletin beklentileri’ doğrultuda ‘hizmet’ yapamıyorlar!..


‘Siyaset’ kirleniyor, ezici çoğunluk siyasetçiye ‘güven’ duymuyor, hemen her siyasetçiyi birer ‘potansiyel hırsız’ görüyor!..


Ankara, gitgide ‘Bizanslaşıyor’, kendi içine kapanıyor, kendi milletinden kopuyor!..


Ankara, ‘Türk milletinin’ yükünü çekemez hale geliyor, ‘Türk dünyasının’ ufkunu karartıyor!..


Bu olup bitenlere karşı Türk milliyetçilerinin felsefi, teorik tezleri nelerdir?..


YEDİ:


Türk milleti, emperyalizme hizmet eden ‘içimizdeki misyonerler’ tarafından dönüştürülüyor, ‘İslam’ dininden ve ‘milli kültüründen’ uzaklaştırılıyor!..


Türk milliyetçiliği, ‘İslam’ dininden soyutlanarak kuru bir ‘ırkçılık’ haline getirilmek isteniyor!..


‘Kozmopolit müslümanlık’ anlayışı yaygınlaşıyor!..


‘Vatan’, ‘devlet’, ‘bayrak’ gibi kutlu kavramları tanımayan bu nev-zuhur, zıpır anlayış, ‘Dar-ül harp’ olarak gördüğü Türkiye’de her türlü rezilliği ‘mübah’ olarak sunma çabası içinde!..


Türk milliyetçileri, İslam dinini ‘din tücarlarının’ eline mi bırakacaklar?..


SEKİZ:


Türkiye’de ciddi bir ‘devlet problemi’ yaşanıyor!..
Üniversitelerde ‘eğitim’, ‘bilim’ bir tarafa bırakılıp bütün meseleler ‘başörtüsüne’ kilitleniyor!..


Hocalar resmen talebeleri hakkında ‘casusluk’ ve ‘jurnalcilik’ yapmaya zorlanıyor!..


Okullarda ‘kimliksiz’, ‘kişiliksiz’ bir nesil yetiştirilmek isteniyor, şiddet ‘ilkokullara’ kadar dayandı?..


‘Başörtüsü’, ‘YÖK’, ‘İmam hatip okulları’, ‘Kur’an kursları’ gibi ülkenin gizli gündemini oluşturan meseleler konusunda Türk milliyetçilerinin düşünceleri nelerdir?..

Yoksa bu meleseler bizi hiç ilgilendirmiyor mu?..


DOKUZ:


Milliyetçiler, bilim ve teknoloji ile ne kadar ilgiler, ‘hangi entellektüel meseleleri’ tartışıyorlar?..


‘Bilim felsefesi’, ‘bilim sosyolojisi’, ‘din bilimi’, ‘modernite’, ‘post-modernite’, ‘globalizasyon’, ‘tarihin sonu’, ‘medeniyetler çatışması’, ‘laisite’, ‘sekülerite’, ‘batılılaşma’ gibi yüzlerce konuda Türk milliyetçilerinin esamesi okunuyor mu?..


Bu gibi yoğun akademik-filozofik mevzularda ‘Radikal İslamcıların’ bile yanına yaklaşamamaktan hicap duymamız icap etmez mi?..


Yoksa, “Ne mutlu düşünmüyorum diyene” sloganı temel bir düstur haline mi geldi?


NOT: Sorular için, Durmuş Hocaoğlu’nun Mart-Nisan-Mayıs 1999 tarihli Türk Yurdu dergisinde yayınlanan ‘Türk milliyetçiliğinin en mühim ihtiyacı: Özeleştiri’ başlıklı malakesinden yararlanılmıştır.




İsrafil K.KUMBASAR / 06.05.2006 / Yeniçağ

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code