24 Mart 2010 Çarşamba

SKANDAL ANLAŞMA (9)

Uyutarak bölmek


IRAK İçişleri Bakanı ile imzalanan anlaşmanın komediye dönüşeceği günler, hatta belki de haftalar öncesinden belliydi. Irak tarafının imzalanması için hemen hemen hiç bir gayret sarfetmediği açıktı. Bakan hazretleri Ankara’dayken ikide bir ‘bırakır giderim haaa..’ tavrını sürdürdü.


Ama kendini Iraklı bakanla bir şeyler imzalamak mecburiyetinde hisseden AKP Hükümeti, ucubeye benzer bir metni imzalayabilmek için sonuna kadar uğraştı. İşin daha da garip tarafı bu metni hükümet yanlısı basın ve televizyonlar başarı diye göstermeye çalıştılar. BBC ise yaptığı yayında olup bitenle adeta dalga geçer gibiydi.


Sıcak takip


ANLAŞMA metnine sıcak takip konusu konulamadı. Türkiye ısrar ettikçe Irak tarafı her hangi bir metin imzalamadan Ankara’dan ayrılacağı tehditlerini sürdürdü durdu. Sonunda ortaya uygulanması söz konusu bile olamayacak bir anlaşma çıktı.


Anlaşma metnine aldanmaya hazırsanız, bundan böyle PKK teröristlerine karşı Irak güvenlik güçlerinin harekete geçeceğine; yakalanacak teröristlerin Irak’ta yargılanacağına ve daha da önemlisi Türkiye’ye teslim edileceklerine de inanabilirsiniz. Ama bunların hiç birisinin uygulanmasının söz konusu dahi olamayacağını ilkokul çocukları bile tahmin eder.


Barzani-Talabani karşı


ANLAŞMANIN imzasına ve metne sıcak takip maddesinin de eklenmesine şiddetle karşı çıkan Barzani ve hempaları anlaşmanın bu şekliyle bile uygulanamayacağını daha imzalar kurumadan ifade etmeye başladılar bile. Aslında adamlar haksız da sayılmazlar; çünkü 22 Temmuz’dan bu yana her vesileyle PKK’nın terörist olmadığını; Türk Ordusu’nun Güneydoğudaki halka terör uyguladığını ve halkın da karşılık verdiğini; meselenin özünün bundan ibaret bulunduğunu söyleyip duruyorlar.


27 Eylül günü de ifade ettiğimiz gibi, bu işin bir uyutmaca olduğu açık. Bir yılı aşkın bir süre teröre karşı uluslararası koordinatörlük hikayesiyle uyutulan kamuoyumuzun önüne şimdi de Irak Hükümeti ile imzalanan veya belki bundan sonra da imzalanacak olan anlaşmalar getiriliyor ve getirilecek.


Irak Hükümeti’ni AKP’den başka takan yok...


OYSA mevcut Irak Hükümeti’ni bizden başka ciddiye alan yok. Suudi Arabistan gibi Amerika’nın Ortadoğu’daki uzantısı bir devlet ve yönetimi bile Maliki Hükümeti’ni ciddiye almıyor. Ciddiye almadığı gibi Maliki’yi kabul edip görüşmüyor. Hatta daha da ileri giderek Irak’daki Sünni direnişçilere maddi ve manevi desteğini esirgemiyor. Üstelik bütün bunları da göstere göstere yapıyor.


Yine Amerika’nın uzantısı gibi görünen Ürdün Devleti de Maliki Hükümeti’ni tanımıyor. Görüşmüyor ve tıpkı Suudi Arabistan gibi o da sünni direnişçilere destek veriyor.


Sünni direnişçilerin radikal İslam’la iç içe olmalarının kendi yönetimini orta vadede rahatsız edeceğini bile bile bunu yapıyor.Amerika’nın her dediğini yapmak zorundaki Körfez ülkeleri de Maliki Hükümeti’ni takmıyor, görüşmüyor ve planlarına dahi etmiyor. Suriye’nin tavrı daha da sert.


Maliki’yi bir tek İran karşısına alıp görüşüyor. Tahran yönetiminin görüşmesi de kendi çıkarları açısından oldukça anlamlı ve gerekli; çünkü Maliki neticede Şiiler’in temsilcisi. Bütün Şiiler ise şu veya bu oranda İran ile işbirliği içerisinde. Dolayısıyla Tahran istediklerini kolayca dikte ettirebildiği Maliki hükümeti ile görüşüyor. Ama biz Maliki Hükümeti’ni yere göğe sığdıramıyoruz ve o hükümet ile bir iki belge imzalamak için çırpınıp duruyoruz.


Tehditler tehlikeye dönüşüyor...


BU arada Irak’tan Türkiye’ye yönelik tehditler tehlikeye dönüşmüş durumda. Barzani Kürdistan oluşumunu Türkiye’nin kalbine saplanacak br hançer gibi göstere göstere sürdürürken, Amerikan Kongresi’nde Irak’ın üç parçaya bölünmesinin en uygun siyaset olacağını belirten bir karar alındı. Kararın Amerikan Senatosu’ndaki yüz senatörden yetmiş beşinin kabul oyuyla alınmış olduğunun altını çizmek gerekir.


Bölünme senaryolarının Türkiye’nin de bölünmesiyle at başı gitmekte olduğunu ayrıca hatırlamakta fayda var. Türkiye’yi eylatlere bölmek isteyen çabalar hız kazanmış durumda. Bütün bunlara toptan yeni anayasa yazma faaliyetlerini de eklemek lazımdır. Amaç, Türk kavramını sulandırmak; anayasada bu konuda varolan her maddeyi yumuşatmak veya ortadan kaldırmak ve Türkiye’yi federatif nitelikli eyalet sistemine adım adım hazırlamak. Barzani’nin bastırdığı haritalarda Sivas ve Mersin’in de dahil olduğu hat Kürdistan olarak görünüyor.


Aslında ortalama derecede milli bir iktidar olsa yapılacaklar belli. Habur ilk anda kapatılarak Barzani’nin günlük bir milyon dolara yakın para kazanması daha doğrusu haraç kesmesi engellenir. Suriye üzerinden Irak’la ticaret yapılır. Barzani bölgesinde faaliyet gösteren bütün Türk şirketleri geri çağrılır. Barzani’nin Türkiye’deki bütün şirketlerine terör örgütünü destekledikleri gerekçesiyle el konur. Ve Amerika ile de anladığı dilden konuşulur.


Ama bu hükümetle bunların hemen hemen hiç birisinin mümkün olamayacağını sizler de biliyorsunuz...




HASAN ÜNAL / TERCÜMAN GZT. / 1.10.2007

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code