22 Mart 2010 Pazartesi

SKANDAL ANLAŞMA (5)

EGEMENLİĞE AĞIR DARBE


Türkiye meşru müdafaa hakkını kullanamıyor. BM ve NATO “Saldırıya hedefsen vur” diyor, AKP Barzani’den izin bekliyor



Güvenlik Konseyi kararını bekleme


BM sözleşmesinin 51. maddesi şöyle diyor: Silahlı saldırıya hedef olan ülke, meşru savunma hakkını hemen kullanabilir...


Saldırgana aynı şekilde cevap ver


NATO anlaşmasının 5. maddesi şöyle diyor: Güvenlik güçlerinize karşı saldırıda bulanan teröristleri ortadan kaldırın...


Irak’la yapılan görüşmeler fiyaskoyla bitti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, teslimiyetçi iktidar yüzünden egemenlik haklarını kullanamaz duruma düşürüldü.


Yazıklar olsun


Kandİl’de yuvalanan terör örgütü PKK’nın üzerine çullanması gereken AKP Hükümeti, dünün postal yalayıcısı Barzani’nin iki dudağının arasına hapsoldu.


AKP’NİN PEŞMERGE İLE PAZARLIĞI ÜLKEYİ İŞGALDEN BETER HALE DÜŞÜRDÜ


Egemenlik hakkımızı kullanamıyoruz!


Irak İçişleri Bakanı ile Beşir Atalay’ın sürdürdüğü görüşmeler skandalla noktalandı. Türkiye’nin BM ve NATO’dan doğan meşru müdafaa hakkına engel konuldu!


Türkiye ile Irak arasında terörle mücadelede işbirliği anlaşması Başbakanlıkta İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Irak İçişleri Bakanı Cevad Bolani tarafından imzalandı. Birleşmiş Milletler ve NATO ile yaptığı anlaşmalardan dolayı Irak’ın kuzeyinden yapılan saldırılara yönelik meşru müdafaa hakkına sahip olan Türkiye, AKP’nin sınırötesi operasyon için Irak’tan izin almaya kalkışması, peşmerge ile pazarlığa oturması sonucu büyük bir dış politika hezimeti yaşadı. Peşmergenin sınırötesi operasyona itiraz etmesi üzerine kukla Irak yönetimi, ‘sıcak takibi’ imzalanan anlaşmadan çıkarttırdı. AKP de skandal anlaşmaya imza attı.


Sıcak takipte tıkandı!


Irak İçişleri Bakan Yardımcısı Aydın Halid, Ankara’daki müzakerelerin ikinci gününde, “Uzlaşı sağlandı. Anlaşma imzalanıyor” açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklamaya karşın, Türk ve Irak heyetleri dün sabah saatlerinde Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek taslak metni müzakere etmeyi sürdürdüler. Tıkanıklığa, sıcak takibe ilişkin dördüncü madde neden oldu. Madde, “Her iki ülkenin milli egemenliğine saygı gösterilecek ve sınır ihlalleri yapılmayacaktır. Her iki ülke topraklarının güvenlik ve selametine yönelik herhangi bir silahlı tehdidin var olması durumunda ve bu tehdidin takip edilmesinin gerekli olduğu hallerde böyle bir girişimde bulunabilmesi için önceden karşı tarafın izninin alınması gerekmektedir” şeklindeydi.Irak’ın kuzeyindeki peşmerge yönetimiyle de her aşamada danışmalarda bulunan Irak heyeti, Türk tarafının itirazlarına ve değişiklik önerilerine rağmen, sıcak takip konusuna anlaşmada bu ifadelere yer verilmesinde ısrar etti. Önceki gün akşam saatlerine doğru, Ankara’dan ayrılmaya hazırlanan Irak İçişleri Bakanı Cevad Polani’yi, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan ve İçişleri Bakanlığı müsteşarı Şahabettin Harput, konakladığı otelde ziyaret etti. Görüşme sonrası, Iraklı bakanın 1 gün daha Ankara’da kalacağı açıklandı.


Müzakereler sürecek


Yaşanan bu sürecin ardından dün sabah Irak İçişleri Bakanı Polani ile İçişleri Bakanı Beşir Atalay antlaşmayı imzaladı. Beşir Atalay imza töreninden sonra yaptığı konuşmada Türkiye’nin Irak’ın toprak bütünlüğüne büyük önem verdiğini, maddeleri üzerinde mutabık kalınan antlaşmanın imzalandığını söyledi. Atalay “Sınır ötesi takip maddesi ile anlaşma sağlanamadı ancak bu maddeyle ilgili müzakereler sürecektir. Bu husustaki iradelerimizi anlaşmaya ek olarak kaydettik. Bu düzenlemeler en kısa sürede anlaşmanın parçası haline gelecektir. Bu anlaşmanın uygulamasının takibi için bir koordinasyon komitesi oluşturulup her altı ayda bir toplantı yapacaklardır” dedi.



BM şartının 51. maddesi


Sınırötesi operasyona vize veren ilk hüküm, BM Sözleşmesinin ’Barışın tehdidi, Bozulması ve Saldırı eylemi’ Başlıklı 7. bölümünün 51. maddesinde bulunuyor. İşte o madde:


“Bu Antlaşma’nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin doğal olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi’ne bildirilir ve Konsey’in işbu Antlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez.”




NATO’nun 5. maddesi


NATO Anlaşmasının 5. maddesi de, üyelerden biri veya daha fazlasına karşı silahlı bir saldırıyı, Anlaşma taraflarının tümüne yapılmış sayıyor. 6. maddede de silahlı saldırı kapsamında ’Anlaşma taraflarına ait silah, uçak ya da güvenlik güçlerine yönelik saldırılar’ sayılıyor. NATO bu maddesini ABD’ye yönelik 11 Eylül terörist saldırıların ardından ilk kez devreye sokmuş ve Afganistan’a yönelik harekatta rol almıştı. Halen Türkiye de NATO ülkesi olarak çalışmalara eşlik ediyor. Benzer saldırıların sürekli terör örgütleri listesinde de adı bulunan kanlı örgüt PKK tarafından yapılması, Türkiye’ye uluslararası sözleşmelere göre hak tanıyor.




Skandal anlaşmaya tepki yağdı


İktidarda cesaret yok


Emekli Büyükelçi, Nuzhet Kandemir, BM’nin 51. maddesinin, bir ülkeye meşru müdafaa hakkını verdiğini ancak bu haktan doğan savunmanın hayata geçirilebilmesi için büyük bir cesaret ve milli irade gerektiğini hatırlattı.




Piyonla oyalanıyoruz


Uluslararası sözlemeşlere dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Çitlioğlu ise, “ABD’yi denklemde yine görmediğimiz için ona eleştiri oklarımızı yöneltmiyoruz. Olayın gerçek sahibi varken, biz piyonlarla oyalanıyoruz” şeklinde konuştu.




Dağ fare doğurdu


CHP’li Onur Öymen de dün imzalanan anlaşmayı “yumurtasız omlet”e benzeterek “Dağ fare doğurdu” yorumunu yaptı. Öymen, “Böyle bir anlaşmada sıcak takip olmazsa olmaz. Gerisi zaten boş” diye konuştu.




Boşa vakit kaybı


Emekli Tümgeneral Alaattin Parmaksız da ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından, Türkiye’yi terörle mücadele konusunda farklı yöntemlerle oyaladığını hatırlatarak “Bir sene de bununla oyalanırız. Boşa vakit kaybı” dedi.




İran kadar olamadık


Meşru müdafa hakkımız olduğunu hatırlatan Emekli Tuğgeneral Ramiz İlker ise, “Terörle mücadele böyle yapılır. Gümbür gümbür vurulur, sınırlar kapatılır. İran kadar olamadık” yorumunu yaptı.






YENİÇAĞ HABER / 28/09/2007

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code