11 Mart 2010 Perşembe

Seçim sonrasına ertelenen dış istekler

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Nicholas Burns geldi.


Sebebi ziyaretini de, Vaşington’daki düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nin toplantısında açıklamış. Özeti artık ezberlediğimiz “reformların” sürdürülmesi. Bunlar, Ermeni sınırının açılıp, ilişkilerin normalleştirilmesi, Patrikhane’nin ekümenliğinin tanınması, TCK’nın 301. maddesinin kaldırılması, Kıbrıs ve PKK gibi bildik talepler. Bu isteklerin bir de ilavesi var ki, çok önemli. Orta Doğu ve İran konusunda rol dayatması.


“Türkiye bölgede liderlik rolü üstlenmeli”


Burns’a göre, ABD’nin sayesinde Orta Doğu’nun lideri olacağız. Ne güzel değil mi? Üstelik Gül ve Erdoğan’ın “güvenilir” olduğu, “verdikleri sözleri tuttukları”, Türkiye’nin öneminin arttığı vurgulanıp, “yakın stratejik ortaklığın canlandırılması gerekir.” deniyor. Eh bu durumda, “Irak, İran ve Suriye’ye komşu olan Türkiye’nin 2008 yılında ABD ile bağlantısının çok daha önemli hale geleceği” aşikâr değil mi?


İşin ciddiyetini iyi anlamamız için Burns, bazı değerlendirmeler yapıp, talimatlar veriyor. “Tarihi” nitelikteki seçimlerin yapıldığını, Türk demokrasisinin Müslüman dünyadaki en etkili demokrasi olduğunu, “Türkiye’nin dış politikada daha büyük sorumluluklar üstleneceği bir dönemin başlayacağını” söyledikten sonra, meselenin özüne geliyor. O da, “Orta Doğu, bizim ulusal güvenlik çıkarlarımız için dünyada en hayati bölge. Türkiye çıkarlarımız için kritik önemde. Orta Doğu’da vazgeçilmez ortaklar olarak çalışmamız çok önemli” sözleri. Evet yakamızı bırakmayacaklar.


AB’ciliğin faturası


ABD ister de, 7 aydır “AKP zor durumda kalmasın” diye sesini-soluğunu çıkarmayan AB, Yunanistan ve Barzani boş durur mu? Onlar da hemen devreye girdi. Bu konuda, Yeniçağ’da 8 Ağustos 2007’de yayımlanan “AKP’ye ’Mühimmat’lı Tebrikler” başlıklı yazıda neler olacağını haber vermiştim. İlgili bölümleri birlikte okuyalım.


“Kasım ayında açıklanacak İlerleme Raporu’nun” olumlu çıkması isteniyormuş. Bunun için AB’deki dostlarımıza mühimmat sağlanması, böylece Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin dengelenmesi gerekiyormuş... Neymiş o ” mühimmatlar“ derseniz, önemli değil, AKP’nin sadece ” reformlara devam etmesini“ istiyorlar... En başta, Kıbrıs ek protokolünün onaylanıp, limanların Rumlara açılması, ilişkilerin normalleştirilmesi var. Bunu TCK’nın 301’inci maddesinin değiştirilmesi izliyor. Sezer’in veto ettiği Vakıflar Kanunu’nun çıkarılması, yani azınlık vakıflarına Sevr’de dahi verilmeyen imtiyazların tanınması, listedeki ”mühimmat“lar arasında. Başbakan Kostas Karamanlis ve Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani, hangi ”mühimmatları“ mı bekliyor? Sadece Ruhban okulunun açılmasını, Patrikhane’nin ekümenliğinin tanınması ve tüzel kişilik verilmesini, bir de yabancı din adamlarının Türkiye’de görev yapabilmesini rica ediyorlar. Tek kelimeyle, ”Lozan’dan vazgeçin.“


Avrupa Parlamentosu ise Lagendijk ve yardımcısı Duff aracılığıyla.. ”TSK’nın T.C.’yi koruma-kollamaktan vazgeçmesinden, devletin kuruluş esaslarının değiştirilmesine“ varan bir dizi ”mühimmat“ anlamına geliyor. Avrupa Konseyi de şimdilik, ”Yüzde 10 seçim barajının düşürülmesi“ ile ”Siyasi partilere Türkçe dışında başka bir dilde propaganda yapabilme imkanı sağlanmasını “, yani dünyanın hiçbir yerinde olmayan, etnik temelde siyaset yapılması için ”mühimmat“ istiyor!


Barzani’nin Dış İlişkiler Sorumlusu Sefin Dizai, Erdoğan’ın seçim gecesi söylediği, ”komşu ülkelerle barış çerçevesinde iyi ilişkiler geliştireceğiz“ açıklamasını hatırlattı. Ardından ikili görüşmelere hazır olduklarını vurguladı. Özetle ”Barzani Kürdistanı’nı tanıyın“ demeye getirdi.


Türkiye bunları yapamaz mı dediniz. Doğru da, hazırlanan ve öncelikle AB Büyükelçilerine açıklanan ”Sivil“ Anayasa’da bu isteklerin çoğu karşılanıyor. Geriye, başta İran, Orta Doğu’da biçilen zoraki rol kalıyor.



 Sadi SOMUNCUOĞLU / yenicaggazetesi.com.tr / 19/09/2007

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code