13 Mart 2010 Cumartesi

Kaybolan MGK belgesi ve kaybolan Türk Dünyası (1)

Geçen hafta gazetelerde çıkan bir haber düşündürücü idi. Düşündürücü olduğu kadar Türkiye’nin Türk Dünyası siyasetinin 1991’den bu yana niçin ihmale uğradığını/uğratıldığını da bir kere daha bize göstermiş oldu. Dış Türkler’den sorumlu eski Devlet Bakanı Orhan Kilercioğlu’nun kaybolan MGK belgesinin niçin ve nasıl kaybolduğu hakkında verdiği cevap Türkiye’nin Türk Dünyası siyasetinin de kısaca özeti idi.


Yeni Şafak gazetesinden Abdulkadir Selvi şu soruyu soruyor: "Böylesine sıkı saklanıyor da peki arandığında niye bulunamıyor?" Orhan Kilercioğlu’nun cevabı ise manidar: "İhmalden."


Peki neydi bu kaybolan MGK belgesi ve bu belge Türkiye’nin hangi "kırmızı çizgisi" hakkında "özel bilgiler" içeriyordu?

Önce habere kısaca değinelim ve daha sonra kaybolan MGK belgesine daha değişik bir bakış açısından Türkiye’nin Türk Dünyası siyasetine bakalım.


Haber şöyle:

"Her şey MGK Genel Sekreter Vekili Tuğgeneral Tuncer Erinmezler’in ilgili bakanlıklara gönderdiği ‘Gizli’ damgalı yazı ile başlıyor. 28 Temmuz tarihli yazıda Erinmezler, MGK Genel Sekreterliği’nin 3 Haziran 1992 tarihli yazısı ile ilgili bakanlıklara gönderilen, ‘Dış Ülkelerdeki Türkler Hakkında Özel Milli Siyaset Belgesi’nin MGK’nın 21 Ağustos 2006 tarihinde yürürlükten kaldırılmasını kararlaştırdığı belgenin imha edilerek, imha tutanağının 30 Ağustos 2007 tarihine kadar MGK Genel Sekreterliği´ne gönderilmesinin sağlanmasını istiyor."

34 stratejik kuruma gönderilen bu belge bazı bakanlıklarda bulunamıyor. Bu gizli belge "sır" olup kayboluyor. Aramalar sonuç vermiyor. Bu belgenin içeriğinde Sovyetler Birliği’nin dağılıp Türk Cumhuriyetleri’nin Bağımsızlığa kavuşması ile Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerin geliştirilmesi, Türk Cumhuriyetleri’nin içinde bulundukları siyasi, sosyal, iktisadi durum analiz ediliyor. Ayrıca "sırra kadem basmış" belgede Türkiye’nin Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerinin öncelikli stratejik tercihi olduğu da ayrıntıları ile anlatılıyor. Şimdi haberden bazı alıntılar yaparak Türkiye’nin Türk Dünyası stratejisine kafamızda oluşan sorulara cevap arayarak analiz edelim. MGK belgesi Türkiye-Türkistan işbirliğini şöyle tanımlamakta:


"Türk Birliği sağlandığı takdirde Türkiye, 21. Yüzyıla şekil veren ülkelerden biri olacak. Böylece uluslar arası bir güç olarak tarihteki yerimizi tekrar alacağız."


21. Yüzyılda uluslararası bir güç olarak Türkiye-Türkistan jeopolitiğindeki yerimiz malumdur. Türkiye’nin Türkistan ilişkilerinin kısırdöngüler içinde nerelere geldiği gözümüzün önündedir. Buna bir örnek olarak "Türk" kimliği çerçevesindeki tartışmalar çok güzel olarak Türkiye-Türkistan jeopolitiğinde açtığımız "kara delik"tir. Türkistan bağımsızlığına kavuştuğunda Türkiye "hazırlıksız yakalandık" bahanesinin arkasına sığınarak, daha kendi içindeki iktisadi, sosyal, kültürel meseleleri halletmeden yine elindeki mirası Batılı uzmanların masa başı analizlerine eklemleyerek Türkiye-Türkistan denkleminde ilk kırılmaları kendi eli ile yapmıştır. Bilindiği gibi o dönemlerde Türkiye’de "Türk kimliği" bazı kesimler tarafından kâh ikinci Cumhuriyet söylemi içinde kimliksizleştiriliyor, kâh İslamcı, etnik milliyetçi kesimlerce "ümmet bilinci" içinde bir "alt kimlik" haline dönüştürülüyordu. Türkiye’de "Türk Kimliği" Türk-İslam sentezi katkılı tezler eşliğinde yeşil kuşağın "alt kültürü" haline dönüştürülürken Türkiye jeokültürel-jeotarihi alanımıza da kafasındaki bu getto anlayışlı "Türk Kimliği" ile siyaset üretiyordu. Ve bütün ilmi analizlerin, araştırmaların, siyasi ilişkilerin neticesinde şu hükme varıyorduk: "Türkistan Türklüğü kabul etmiyor. Onlar Türk değil!."


Elimizdeki ölü doğmuş Türkistan ilişkilerini yeniden ifa edebilmek için Batı’nın eskiden olduğu gibi "mihver ülke" anlayışına terk edilerek bazı sloganlar eşliğinde ya Rusya’nın siyasetine eklemleniyorduk ya da Amerika’nın. İlmi araştırmalardan yoksun, sosyolojik temeli olmayan, Rusya’yı ve Türkistan’ı iyi analiz etmeden tamamen mitolojik ve anakronik analizlerimiz bizi her zaman olduğu gibi "ihmalkârlığa" kurban edilmiş "belgelere" mahkûm ediyordu.


Burada birkaç soru soracağız ve Türk Milletini yeniden düşünmeye ve o koca koca Türkistan uzmanı yahut Sovyetolog cakası satanları bir kere daha anakronik analizler yapmamaları için "ihmalkâr" davranmamalarını isteyeceğiz.


- Niçin Rahmetli Ebulfez Elçibey’e iki helikopter gönderilmedi?


- Niçin Kazakistan iki yıl önce PKK’yı terörist örgüt olarak tanıdı?


Yoksa yine bir MGK belgesi vardı da oda mı kaybolmuştu? O yüzden mi iki helikopter gönderilmemişti ve Kazakistan o yüzden mi iki yıl önce PKK’yı terör örgütü olarak tanıdı?


Bu soruları çoğaltmak mümkün o soruları ve cevapları siz okuyuculara bırakıyoruz...

 

Hüseyin Bilgiç / AYGAZETE / 20.9.2007

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code