14 Mart 2010 Pazar

AB’ye Göre Türkiye, ‘İçeri Alınmış Durumda’

Avrupa Birliği penceresinden bakıldığında “Türkiye AB’nin içindedir”. Nedenlerini sıralayalım;


1) Türkiye AB’nin üyesi olmadığı halde 6 Mart 1995’te imzalanan Gümrük Birliği belgesi ile “ticari olarak Birliğin tek yanlı denetimi altına sokulmuştur”. Nasıl mı; Türkiye’nin AB dışındaki tüm dünya ile ticari ilişkileri AB tarafından belirlenir hale gelmiştir. Bu durum, AB tarihinde hiçbir ülke için söz konusu olmadı.


2) Aralık 1999’da Türkiye “aday ülke” konumuna getirilirken belgelerde, “Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı bir konumda olacağı” açık olarak ortaya konmuştur.


3) 2004 ve 2005 yıllarında imzalanan anlaşmalarla,Türkiye-AB müzakere sürecinin koşulları belirlendi. Bu süreç normalde Türkiye’nin AB’ye üye yapılması ile ilgili görüşmeler için olması gerekirken tamamen aksi yönde maddeler kondu ve AB kurumları bu yönde tutum belirlemeye başladılar.


- Türkiye’ye ilerisi için bir üyelik tarihi verilmedi, AB’nin ilgili kurumları Türkiye için, “ileriye dönük bir üyelik kararı da almadılar”.


- Ucu açık, sadece görüşüyoruz; görüşmeler sırasında Türkiye “müktesebata ve onunla ilgili sonuçlara uyacak” dendi.


- Müzakere sürecinin yöntemi, diğer aday ülkelerden farklı bir konuma getirildi. AB üyeleri tarafından her zaman sabote edilip durdurulabilecek bir yapıya sokuldu.


- Ayrıca, ileride görüşmeler “devam etmemek üzere kesilirse, Türkiye gelinen noktadan geri dönemez” sonucunu doğuracak maddeler kondu. Kısaca Ankara, verdikleriyle kalacaktı.


- “AB kurumlarının Türkiye için ileride alacağı kararların”, müktesebatın bir parçası haline geleceği ve Ankara’nın bunlara uymakla yükümlü olacağı ifadeleri serpiştirildi.


- Türkiye’nin, “işgücünün AB içinde serbest dolaşımdan yararlanamayacağı; tarım sektörüne desteğin dışında tutulacağı belirtildi”.


- 2007 ve 2008 yılı Türkiye raporlarında AB, “Ankara ile sadece müzakere yapıyoruz, üyeliği konuşmuyoruz” ibarelerini koydu. Bunun anlamı şudur; “Biz Türkiye ile AB taleplerine ve müktesebatına uyumu konuşuyoruz; Türkiye içeri alınmayacak, sadece bunlar yapılacak”.


- 26 Kasım 2009’da Avrupa Parlamentosu, “Türkiye’ye üyelik perspektifinin verilmesini reddeden” bir karar aldı. AP bir anlamda dürüst davranmıştır. Türkiye’nin üyelik perspektifinin, sözüne bile tahammül edemiyorlar.


Kısacası, “Türkiye Avrupa Birliği’nde, yetkisiz ama yükümlülükler altına sokulmuş olarak bulunacak”. Sonuçta AB’nin siyasi, iktisadi ve hukuki olarak himayesi altına alınmış olacak ve “çok özel bir statü” gerçekleşecek.


AB amacına ulaştı


AB açısından Türkiye bugün, “hiçbir yetkisi olmayan, ama yükümlülükler altına sokulmuş” bir ülke konumundadır.


AB’nin dışında ve hiçbir karar mekanizmasında yok ancak, “AB üyelerinin, AB kurumlarında aldığı kararlara uyma yükümlülüğü altına sokulmuş bir ülke durumunda”. Bu nedenle Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi, AB üyeleri olarak Türkiye ile kedi fare oyununu rahatça sürdürüyorlar.


AB Maastricht sonrası yürüttüğü Türkiye politikalarında yüzde yüz başarıya ulaşmıştır. Türkiye’yi içine almadan, fiilen güdümü altına almıştır. Türkiye’nin AB dışı dünya ile ticari ilişkileri tamamen AB ipoteği altındadır. Son haftalarda Kıbrıs konusunda gelen baskılar bunun sonucudur. Ankara Ada’ya, AB’nin gözlüğü ile bakmak zorundadır.


Dericiler, mobilyacılar, ampul üreticileri, makine imalat sanayicileri ve diğerleri fabrikalarına kilit vurup Çin’den, Hindistan’dan, Brezilya’dan, Polonya’dan gümrüksüz ithalat yapmaktadırlar. Türkiye’deki alış-veriş merkezleri furyası bu yüzdendir.


AB ile ilişkiler iş çevrelerimizin ve sanayicilerimizin “haksız rekabetle yüz yüze gelmelerine” yol açtı. Haksız rekabet, AB dışı ülkelerle ilişkilerimizde “ithalatta ve ihracatta farklı gümrük uygulamaları sonucu” ortaya çıkmaktadır.


Sonuç olarak AB penceresinden Türkiye ile ilişkiler ve “müzakere süreci”, olağanüstü iyi gitmektedir. Türkiye AB dışında tutularak Brüksel’in güdümü altına sokulmaktadır. Hem de sıfır maliyetle.


Brüksel açısından Türkiye, çoktan AB’ye alınmıştır. Yunanistan ve Kıbrıs Rumları Türkiye ile olan sorunlarını artık AB üzerinden çözmeye başlamışlardır. AB sürecinin devamını, bu nedenle herkesten fazla istemektedir…



 
Erol Manisalı / 30 Kasım 2009

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Hostgator Discount Code